Monday, November 27, 2006

AB’ne girsek de, girmesek de.......

AB’ne girsek de, girmesek de.......

Doç. Dr. Mehmet TUNÇER

Bu yazı politik bir yazı değildir, ancak çevre ve kent politikası açısından Avrupa Birliği’ne tam üyelik sürecinde (girsek de girmesek de!) neler yapılması gerektiğini, yapılabileceğini düşündürmeye yönelik olarak hazırlanmıştır.
Sanırım, Ankara’da plansız gelişmeden “Çevre duyarlı, çağdaş ve sürdürülebilir planlı” bir kentsel gelişmeye yönelmek, atılacak en önemli adımlardan biri olacaktır. Bu nedenle, AB’ne tam üyelik için düşünülen (2015) ve Ankara’nın Başkent oluşunun da 95. yılı olacak hedefe yönelik bir “YEŞİL SENARYO”; “YEŞİL/EKOLOJİK POLİTİKA” ve “ÇEVRE DUYARLI BİR PLANLAMA ÇERÇEVESİ” önermek istiyorum.

Ø Tüm Planlar; doğal değerler, yer altı ve yerüstü su kaynakları ve su havzaları, kültürel ve tarihsel çevre değerleri dikkate alınarak yeniden irdelenmeli, hava, su ve toprak kirlilikleri dikkate alınmalıdır. Doğal çevre ve tarihsel/kültürel tüm değerlerin korunduğu, bir “Ankara Metropoliten Alan Nazım Planı” (1/25 000) hazırlanmalıdır.


ANKARA NAZIM PLANI (2020) (Onaysız)

Ø Ankara’da (ve diğer kentlerde de) tarihsel / kültürel değerlerin envanteri tam olarak çıkarılmalı ve “Tarihsel Çevre Koruma Ana Planı” yapılmalıdır. Bu Plan var olan koruma planlarını yeniden gözden geçirilerek yapılabilir. Bu planlara kesinlikle uyulmalıdır.






Ulus Tarihi kent Merkezi Koruma-Islah İmar Planı


Ø Doğal değerler, su havzaları, değerli topraklar, flora ve faunayı içeren bir envanter yapılmalıdır. Bu değerleri koruyup geliştirmeyi içeren bir “Doğal Çevre Koruma Ana Planı” hazırlanmalıdır. Kentsel ekolojik çevreyi dikkate alan ve yaya yolları, bölgeleri, yeşil akslar, kamalar, spor alanları ve bisiklet, yürüyüş yollarını içeren bir sistemler bütünü oluşturulmalı, yeşil alan oranlarının arttırılması için tüm hazine toprakları, belediye mülkleri koruma altına alınmalıdır.
Ø . “Kentsel dönüşüm” ve “Sürdürülebilir Koruma” ilkeleri birlikte düşünülmelidir. Kentsel dönüşüm yapılırken “Ekolojik Planlama“ yaklaşımları ile “Kentsel Ekoloji” dikkate alınmalıdır.
Ø Uygulama İmar Planları (1/1000), yukarıdaki yöntemle hazırlanan Nazım planlar (bunlara EKO-PLAN da denilebilir) doğrultusunda yeniden gözden geçirilmeli, makro-planlara uyum sağlamayanlar yeniden hazırlanmalıdır.
Ø Hazırlanacak Nazım Planlar, “Yapısal (Structural)” nitelikte “Stratejik” planlar olmalı, uygulamaya yönelik “Özel Proje Alanları”, “Kamu Proje Alanları” ile “Etaplama” ve “Uygulama Modelleri” ni içermelidir.

EKO-PLANLARIN BÜTÜNLEYİCİSİ OLARAK HAZIRLANACAK “ANA-PLANLAR” ;

Ø “ÇEVRESEL ANA PLAN“ : Flora ve fauna (canlı sistem) ile, su, toprak ve havadan oluşan (doğal sistem) çevrenin insan yapısı öğeler (kent dokusu) ile ilişkilerinin sağlıklı kurulmasını sağlayacak bir plandır (1/25 000).

Ø “ULAŞIM ANA PLANI” : Yaya, bisiklet, atlı spor, koşu/yürüyüş vb. doğal aktivitelere ağırlık verecek şekilde tüm ulaşım sisteminin yeniden ele alınacağı bir plandır. Toplu taşın sistemleri (raylı-tramvay-metro-troleybüs, -otobüs/dolmuş hariç) ile, özellikle kent merkezlerinin (Kızılay + Alt Merkezler / Çayyolu-Batıkent-Etlik-Keçiören-Tunalı-Bahçeli–Esat vd.) ağırlıklı olarak yaya bölgesi olarak planlanmasına yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

Ø “YEŞİL SİSTEMİ ANA PLANI” : Çevresel ana planla bağlantılı olarak kentsel ölçekten başlayarak (Vadiler, Kent Parkları vd.) semt ve mahalle ölçeklerine kadar giden (yeşil kama, yaya aksları, semt/mahalle park, spor alanları ve yaya yolları) yeşil sistemi oluşturmaya çalışan, kentin doğal verilerini değerlendirerek (Kavaklıdere, Dikmen, Etlik, Keçiören Bağları vd.) restore etmeyi amaçlayan bir plandır (1/5000 – gerekirse 1/1000).

Ø “KÜLTÜREL DEĞERLER ANA PLANI” : Eski Ankara ve Cumhuriyet ile özdeşleşmiş, Atatürk Devrimlerinin mekansal karşılıklarının yer aldığı simgelerin geliştirilip değerlendirileceği bir plandır. Tarihsel / kültürel alanlar ile tescilli/tescilsiz korunması gerekli kültür varlıklarını dikkate alarak hazırlanacak bir plandır. Bu planda; öncelikler, korumaya yönelik ilke ve kararlar, etaplama, yapı/yapı gruplarının birbirleri ile olan ilişkileri yer alacak, Yeşil Sistemi Ana Planı” ve “Ulaşım Ana Planı” ile entegre edilecektir. Buna bağlı doğal, tarihsel/kültürel değerlerin özel projelerle ele alınmasına, onarım ve sağlıklaştırılmasına yönelik alt ölçeklerde (1/1000, 1/500...1/1) planlama ve projelendirme çalışmaları yapılmalıdır.

Ø “YERLEŞMELER ANA PLANI” : İmarlı, imarsız, planlı ve plan dışı tüm yerleşimleri ele alarak sağlıklı, yaşanabilir ve sürdürülebilir bir “Yaşam Çevresi / Habitat” oluşturmayı hedefleyen bir plandır. (1/5000-1/1000-1/500.....1/1 Ölçeklerde ele alınmalıdır). Isıtma, soğutma, iletişim, su, atıksu/içmesuyu, kanalizasyon, elektrik vb. teknik altyapı sistemlerinin geliştirilmesi ile yapının iç konfor (tuvalet, mutfak, banyo, sağlıklı m2’ler) durumunu geliştirmeyi hedefleyen planlama çalışmalarıdır. Güneş enerjisi kullanımı ile, aydınlatma, ısıtma, enerji tasarrufu, yalıtım, depreme dayanıklılık gibi pek çok konunun bir arada ve kapsamlı olarak ele alınmasını gerektirir. Kentte yık-yap-sat süreci ve ıslah planlama süreci denetim altına alınmalı, yapıların ekonomik ve teknik ömürleri dolmadan yıkımı önlenmelidir. Altyapının, yolların, kaldırımların her seçim dönemi yeniden ele alınmasının önüne geçilmelidir. Sürdürülebilir kentsel gelişme ancak böyle sağlanabilir.

Ø “ALTYAPI ANA PLANI” : Teknik donatı alanları dahil, altyapının çevresel ilkeler doğrultusunda yeniden ele alınmasını gerektiren bir plandır.

Kentlinin, kentte yaşayanların, “Ankara”lının doğal ve tarihsel çevre korunmasına yönelik olarak bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi, sivil toplum örgütlerinin geliştirilerek koruma/geliştirme konularında çalışmalar yapmalarının sağlanması da geleceğe yönelik önemli bir konudur. Her kentliye bu konuda önemli görevler düştüğü de unutulmamalıdır.

AB’ ne ulaşmak için çok çalışmamız gerekli..

27 ARALIK 2011’DE (YENİDEN) ANKARA’YA GELSE İDİ...


Sanırım Mustafa Kemal yeniden Ankara’ya gelse idi arayacağı ilk şey, Dikmen sırtlarındaki Bağ evleri ve onu karşılayan coşkulu Seymenler olurdu.. Ankara’nın bozkırını, Ankara Ovası’nın yeşil/sarı/kırmızı renklerini ve yalçın Kale siluetini arardı..



E.Mamboury’dan Ankara Kalesi

Dikmen’deki anıtı görür, “keşke her yere anıt dikmek yerine, gerçekten benim düşüncelerimin izinde gitseydiniz “ der miydi bilemem..

Planlı kentleşme, çağdaşlaşma uğrunda bu kadar mücadele verip de, makro plansız her yöne doğru gelişen Ankara’ya şaşardı.. Ankara’nın ilk imar planını yapan Prof. Jansen’in 1938 yılı sonunda işine son verildiğini öğrenince; “planlı kentleşme ve çağdaş Başkent” kurma yolundan ne kadar çabuk saptığımızı görüp üzülür, hele hele gecekondularla sarılı Ankara’yı görünce gözlerine inanamazdı herhalde..

Ama, Çayyolu, Eryaman, Batıkent benzeri bazı planlı, nisbeten çağdaş çevre kalitesine sahip kent köşelerinde bu kızgınlığı biraz geçer, ”daha iyisini yapabilirsiniz..” sözcükleri ağzından dökülürdü..

Atatürk Bulvarı’nı izleyerek Çankaya’ya geldiğinde; her iki tarafta yükselen bloklara, Yenişehir’in üç kez yıkılıp yeniden yapılaşmasına hayret ederdi.. Hele Kızılay binasının yerinde yerler estiğini görünce...


Bulvar, Yenişehir ve Güven Anıtı’nın yerinde yeller esen yeşil dokusu..Sol köşe Kızılay’ın bahçesi..

Kendi adı verilen Kültür Merkezi’nin çevresinde bir dolaşsa derbederlik, bakımsızlık, plansızlıktan buraların ne hale geldiğini görür ve üzülürdü sanırım..

Güvenpark’ın köşesinden otobüs, minibüs durakları için yer ayrıldığını, AOÇ’nin her köşesinden kırpıldığını görür ve sanırım kızardı.. Ancak, Göksu Parkı, Altınpark, Seymenler Parkı, Kuğulupark gibi çağdaş ve nitelikli parklarda biraz dinlenir, kahvesini yudumlar ve kızgınlığı geçerdi..

Ulus meydanı çevresine, hele Kale’ye gitmemesi için gayret göstermek gerekli.. Çünkü “Kale’nin üzerine bir fanus kapatıp, onu gelecek için saklamak” fikrinin henüz gerçekleşemediğini, sadece Hacıbayram’da bir meydan düzenlemesi yapılarak, çevredeki yapıların onarılamadığını görmemesi gerekli.. Ama, Anadolu Medeniyetleri Müzesini gönül rahatlığı ile gezebilir..


Ankara çevresinde tarihsel (!) kondular..


Dolmuşa, otobüse değil de, Ankaray’a ya da Metro’ya bindirerek, “işte, Paşam Çağdaş Başkent Ankara” demek için de, çok fazla bir toplu taşın aksımız da yok..
Ama, iyi yolda olduğumuzu, kent çevresindeki toplu konut alanlarının hızlı toplu taşın araçlarıyla yakında kente bağlanacağını söyleyerek, “dolmuşlu, işportalı ve gecekondulu” kentimizi saklayabiliriz mavi gözlerinden!


Çağdaş apartman yerleşkesi Ankara...

Kışın hava kirliliğinin bir kara bulut gibi örttüğü Başkent’in doğal gaz ile her noktasına kadar ısıtılacağını ve böylelikle “kaçak kömür” e geçit verilmeyeceğini söyleyebiliriz..
Az da olsa var olan yaya bölgelerine götürüp, gezdirebilir ve bu bölgelerin özellikle Kızılay, Ulus gibi kent merkezinde ve Batıkent, Çayyolu, Bahçelievler, Tunalıhilmi, Keçiören, Etlik gibi alt merkezlerde de yaygınlaştırılacağını söyleyebiliriz (eğer yapabilirsek!!)..

Benderesi, İncesu deresi, Ankara Çayı, Dikmen deresi, Kavaklıdere vb akarsulardan hiç bahsetmeyelim daha iyi.. Hepsinin üstünü kapatıp kanalizasyona çevirdiğimiz anlaşılmasın bence..

Üstü örtülen Bendderesi...(Jansen'in çizimi)

Bunun yerine, İmrahor Vadisi, Eymir ve Mogan göllerini nasıl koruma (!) altına aldığımızı anlatalım.. Ama, çevre kirliliklerini, göl ve baraj havzalarından geçen viyadükleri ve otoyolları nasıl gizleyeceğiz bilemiyorum doğrusu..

En iyisi mi bütün bunları hiç düşünmemek, ama ya bir gün hepimiz birer Mustafa Kemal olup da Dikmen sırtlarından Ankara’ya çıkıp gelirsek...

Kalın sağlıcakla..