Showing posts with label Bolu. Show all posts
Showing posts with label Bolu. Show all posts

Thursday, December 22, 2011

BOLU KENT MERKEZİ PLANLAMASI HAKKINDA GÖRÜŞLER





BOLU KENT MERKEZİ PLANLAMASI GÖRÜŞLER

BOLU, 18 Aralık 2011

Prof. Dr. Mehmet TUNÇER


Bu yazıda Bolu Kent Merkezi’nin “Ekolojik” ve “Çevre Duyarlı” olarak yeniden ele alınmasına yönelik öneriler geliştirilecektir. 

I. BOLU MERKEZ KENT MERKEZİ PLANLAMASI

Eski ve yeni kent merkezlerinin planlamasında "Ekolojik Yaklaşım (EKOMİA)" ; kentin makro formuna bağlı olarak var olan doğal/ekolojik verilerin değerlendirilmesi ve geliştirilmesi, kent merkezinde madde ve enerjinin ekonomik kullanılması ve geliştirilmesi, alt yapının çevre duyarlı olarak sağlıklaştırılması ve atıkların geri kazandırılması gibi, çevre dostu ve "Sürdürülebilir Bir Merkez Planlaması" anlayışının araştırılmasını amaçlamaktadır.
Bolu tarihsel kent merkezi, özellikle 1950’lerden bu yana tarihsel dokusunu büyük ölçüde kaybetmiştir. Yeni yapılaşmalar ve dokuya taban alanı ve yükseklik olarak aykırı yapılaşmalar ana caddeler üzerinde inşa edilmiş ancak cadde genişlikleri aynı kalmıştır. Bu durum günümüzde, yaya ve trafik karmaşası yaratmaktadır.  İzzet Baysal Caddesi üzerinde kamusal ve özel başlıca (Belediye, Valilik, Bankalar, İş Merkezleri vd) kullanımların toplanması, trafik ve yaya yığılması nedeni ile düzensiz ve örgütlenemeyen bir merkez görünümünü almıştır.


Merkezi İş Alanları içerisinde uygulanan yayalaştırma faaliyetlerinin, yayalaştırma uygulamalarının yoğun olduğu Avrupa ve Amerika’da hatta, İstanbul, Ankara, Antalya gibi kentlerde; diğer uygulamalar için model oluşturan başarılı çalışmalarına bakıldığında KENT MERKEZLERİ’nde araçların dışarıya alındığını ve araçların MİA çeperlerinde Katlı ve/veya Yeraltı Otoparkları ile depolandığı görülmektedir.
Örnek olarak; İstanbul İstiklal Caddesi yayalaştırılması ve bu satırların yazarının Proje yönetimini yaptığı “Konya Tarihi Kent Merkezi” ele alınıp incelenebilir[1].

Bolu’da kent merkezinde koruma ve geliştirmeyi sağlamaya yönelik olarak; 
1-Yayalaştırma politikaları (yaya ağırlıklı dolaşım sistemi kurulması, kent meydanları, yaya yolları ve
   yaya bölgeleri oluşturulması, bisiklet yolları planlanması vb.)
2-Toplu taşın politikaları (Hafif ve ağır raylı sistemler, toplu taşımacılık, özel otobüs yolları, tramvay vb.
  sistemler)
3-Koruma, sağlıklaştırma (ıslah) ve yenileme politikaları (restorasyon, onarım, ıslah, iyileştirme, yenileme)
4-Turizm ve geleneksel ticaret / üretim / satış ünitelerinin geliştirilmesine yönelik politikalar (aile
  pansiyonculuğu, geleneksel el sanatlarının geliştirilmesi vb.)
5-Uygulamayı etkin kılacak parasal, örgütsel (organizasyonel), yasal ve yönetsel politikalar (kredi
  mekanizmaları, parasal ve teknik yardım, takas, kamulaştırma, rant transferi, merkezi ve yerel yönetimin
  etkin birimler oluşturmaları, yasal eksikliklerin tamamlanması, Kültür Bakanlığı Koruma Kurulları’nın
 etkinleştirilmesi),

gibi politikalar geliştirilmesi gerekmektedir. 


II. BOLU KENT MERKEZİ PLANLAMASINDA ÇEVRE DUYARLI YAKLAŞIMLAR İÇİN BAZI İLKELER

Bu bölümde; Bolu Kent Merkezi’nin bütüncül tasarımlarla ele alınması ve doğal/ekolojik verilerin değerlendirilmesi ve geliştirilmesi doğrultusunda, "Merkezi İş Alanı" (MİA) planlamasının çevre duyarlı yaklaşımları analiz edilerek açıklanmaya çalışılmıştır. Bolu Kent Merkezi; kentlerin şekillenmesinde önemli roller oynayan, "Şehir Planlama", "Mimarlık", "Peyzaj Mimarlığı", "Altyapı Mühendisliği", "Çevre Mühendisliği" vb. bilim dallarının ortaklaşa çalışması ve işbirliği ile, uluslar arası bir anlayışı olan "SÜREKLİ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA" (Sustainable Development) temeli üzerinde yeniden planlanmalıdır.
Bu temelden yola çıkılarak, Bolu Kent Merkezi’nde de “çevreye daha duyarlı yaklaşımlar” ve “sürdürülebilirlik” ön plana çıkmalıdır.

Bolu’da çevre duyarlı bir merkezi iş alanının (MİA) geliştirilmesinde; çevre duyarlı planlama amaçlarının ve çevresel standartlarının (hava, su, toprak kalitesi, gürültü vb.) belirlenmesi öncelik taşımaktadır.
Bu ilkelerin planlamanın/projelendirme ve uygulamanın hangi etabına, ne ölçüde ve nasıl katılması gerektiği belirlenmelidir. Bu doğrultuda yasal, yönetsel ve parasal önlemler düşünülüp oluşturulmalıdır.
Bolu Kent Merkezi bütüncül yaklaşımlarla planlanmadığı takdirde “Hükümet Meydanı”, “Belediye “Meydanı”, ve benzeri alt bölümlerde yapılması düşünülen ve yapılacak uygulamalar yetersiz kalacak ve gelecekte başka ve çözülmesi daha zor sorunları da beraberinde getirecektir.
Bolu merkezi iş alanlarının "Çevre Duyarlı/Ekolojik ve Sürdürülebilir" planlanması yaklaşımında geçerli olması gerekli ilkeler aşağıda özetlenmiştir: 

II.1. BOLU KENT MERKEZİNDE SürdürülebİlİrLİK YAKLAŞIMLARI 

Bolu’da tüm planlama ve tasarımlarda "Sürdürülebilirlik (sustainability)" ve "Kentsel Ekoloji" kavram ve ilkeleri kent tasarım ve uygulamasına egemen olmalıdır.
BOLU-EKOMİA diye tanımlanabilecek Bolu merkezi iş alanın planlama ve projelendirmelerinde aşağıdaki ilkelere dikkat edilmelidir;

1.    GÜNEŞ ENERJİSİ: Güneş enerjisi doğrudan ve aracısız olarak kullanılabilmeli ve bu amaca yönelik olarak planlama/projelendirmeler yapılmalıdır[2].

2.    MİKROKLİMATİK VERİLERİN EN ETKİN ŞEKİLDE KULLANILMASI: Güneşlenme, rüzgar yönleri, ısı, radyasyon vb. nin planlama, kentsel tasarım ve mimaride etkin bir şekilde ve enerji tasarrufu sağlayacak şekilde kullanılmalıdır.

3.    ENERJI VE MADDESEL SAKINIM: MİA' ya ulaşmada , MİA içi dolaşımda, MİA' nın aydınlatma/ısıtma/havalandırma vb. mikroklimatik ortamının (çevre/yapı ölçeklerinde)tasarlanmasında enerjinin minimum kullanımını sağlayacak düzenlemelerin yapılması.

4.    ENERJI VE ATIKLARIN GERI KAZANILMASI: Bolu Kent Merkezi (MİA) içinde kullanılan elektrik, güneş, doğal gaz vb. enerjinin geri dönüşümüne ilişkin teknolojiler ve atıkların (katı/sıvı çöp, katı sıvı biyolojik atıklar vb.) yerinde ayrıştırılması ve geri kazanımına ilişkin teknolojilerin kullanımı gereklidir.

5.    ENERJI KAYNAKLARININ VE MADDESEL KAYNAKLARIN GELIŞTIRILMESI: Güneş enerjisinin yapılarda ısıtmada ve aydınlatmada kullanımı; bio-mass enerji, elektrik ve alkolle çalışan çevre dostu araçların MİA' da kullanımı; atıkların ısınma/yakıt olarak kullanımı; geri kazandırılabilir atıkların (kağıt, cam , metaller, kimyasallar vb.) ayrıştırma tesisi kurularak geri kazandırılması, alanda mevcut yapı stokunun olabildiğince ekonomik ömrü dolana kadar kullanımı, daha sonra malzemesinden azami yararlanılması vb. çevresel teknolojiler bütün kentte olduğu kadar kent merkezinde de yaygınlaştırılmalıdır.

6.    BITKI ÖRTÜSÜNÜN DEĞERLENDiRiLMESi: Bolu kent merkezi’nde bitki örtüsü, tarihsel geçmişten bu yana yoğun yapılanmalarla büyük ölçüde tahrip edilmiştir. Hükümet Meydanı’ndaki ve bazı iç avlularda varolan bitki örtüsünün planlamada geliştirilerek kullanımı, yöreye özgü bitki türlerinin araştırılarak parklar, açık ve kapalı mekanlarda kullanımı önem taşımaktadır. Kişi başına düşen Merkezi İş Alanı içi yeşil standartlarının olabildiğince arttırılması, meydanlar/alanlar/yapı içlerindeki yeşil oranının yüksek tutulması gerekmektedir. Yapı inşaat alanlarından çıkartılan verimli toprakların park içlerine taşınarak değerlendirilmesi uygun olacaktır.

7.     KOLAY ULAŞILABİLİR BİR MERKEZ: Bolu’da sürdürülebilir bir “Merkezi İş Alanı” (MİA) geliştirilmesinin temel ilkelerinden biri olan "kolay ulaşılabilir olma", kentin diğer bölgelerinden MİA' ya gelişler ve MİA içi ilişkiler açısından enerji/zaman tasarrufu ve iç işleyiş kolaylığı açısından büyük önem taşımaktadır[3].

1.         BOLU Merkezi’ne ULAŞIM VE MIA IÇI ULAŞIM TOPLU TAŞIN ARAÇLARIYLA OLMALIDIR:
MİA içinde kurulabilecek elektrikli tek raylı sistem/monorail hızlı tren sistemi, tramvay, vb. ulaşım gereksinimini büyük ölçüde karşılayacaktır.
2.         ÖZEL TAŞITLAR MERKEZ ÇEVRESİNDEKİ BÖLGESEL OTOPARKLARA KADAR GELMELİDİR:
Yaya bölgeleri oluşturabilmek amacıyla, özel araçlarla MİA' ya gelişler olabildiğince kısıtlı olmalıdır. Çevrede oluşturulan 2-3 bölgesel katlı/ yer altı otoparkı ile özel araçlar depolanmalıdır.
3.         MİA İÇİ ULAŞIM YAYA ULAŞIM SINIRLARI İÇİNDE YAYA/BİSİKLET İLE OLMALIDIR:
Yaya ulaşımı için MİA içi yaya yolları/alleler/promenadlar planlanmalıdır. Kent meydanları tamamen yayaya ait olmalıdır. Merkez içi kapalı çarşılar, avlulu ticari yapılar vb. tamamen yaya dolaşımı için planlanmalı, promenatlarda bisiklet kullanımını özendirici bisiklet yolları yer almalıdır.
4.         MİA İÇİ SERVİS DENETİMLİ/KISITLI SERVİS YOLLARI İLE OLMALIDIR: Servis araçları, MİA içinde sadece servis amaçlı yollardan, denetimli servis yollarından servis vermelidir. Ancak, yangın, sağlık, çöp toplanması vb. durumlarda bu tür araçların meydan/yaya yolları vb. her kesimin girebileceği düşünülmelidir. Çevre dostu akülü araçlarla, iç servis hizmetlerinin yapılması sağlanmalıdır.

8.    KENT KÜLTÜRÜ VE İMAJININ VURGULANDIĞI BİR MİA
Merkezi iş alanında yapılacak tasarım, yakın çevredeki doğal ve tarihsel mimari mirasa saygılı olduğu kadar, kentin ülkesel ve uluslar arası imajını kuvvetlendirecek ve 21. Yy' da ülkemizin ulaştığı sosyal, ekonomik ve kültürel boyutları, mimari ve çevresel ölçeklerde vurgulayacak nitelikte olmalıdır.
Yaya bölgeleri, meydanlar, açık ve yeşil alan tasarımlarında olduğu kadar mimari ve kent mobilyası tasarımlarında da "Çağdaş Kent" imajı vurgulanmalıdır. 

9.     ALTYAPISI ÇÖZÜMLENMİŞ BİR MİA
21. yy' ilişkin bir BOLU-EKOMİA tasarlanmasında çözülmesi gerekli en önemli uygulama sorunlarından biri "altyapı" dır. Altyapı inşa edilmeden üstyapının inşa yapılmayacağı bilinci içinde, çevre duyarlı, sürdürülebilir, çağdaş bir yeni kent merkezi için en önemli sorunlardan biri altyapının tasarlanması/etaplanması/uygulanmasıdır.
MİA alanındaki karmaşık yapı stoku/altyapı dokusu içinde her bir altyapı komponentinin birer birer ele alınarak planlanması/projelendirilmesi/detaylandırılarak etaplar halinde uygulanması gerekmektedir.
Elektrik, su, kanalizasyon, doğal gaz, yangın, haberleşme vb. altyapı sistemlerinin, planlama/projelendirme ile MİA alanı kentsel yenilenmesinde getirilen kullanımlara bağlı olarak projelendirilmelidir. Bu projelendirme, ekonomiklik, sürdürülebilirlik, geri kazanım, çağdaş teknoloji kullanımı ve mevcut altyapı sistemlerin olabildiğince kullanımı söz konusudur.


IIII. KENT PARKLARI 


Kimliksiz ve yetersiz  kentsel mekanların varlığını bir çok nedene bağlayabiliriz. Kent mekanlarında yapılan çalışmalarda genellikle iç mekan üzerinde durulmuştur. Dış mekanlar gerektiği kadar önemsenmemiştir. Sosyal ve ekonomik etkinlikleri bünyesinde toplayan çağdaş kentler çevresiyle anlam kazanmaktadır. Günümüzde kentsel mekanların öğeleri olan meydanlar, sokaklar ile semtler yoğun nüfus artışı, plansızlık ve sistemsiz yönetimlerle kimliklerini yitirmeye başlamışlardır. Bundan dolayıdır ki kentsel mekanlarda özgün bir kimlik kazandıracak somut adımların atılması gerekmektedir.
Kent insanın doğaya olan özlemini gidermek, sosyal ve kültürel etkileşimi artırmak için oluşturulan kent parklarında da aynı sorunlarla karşılaşılmaktadır. Kent parklarının çevreyle bütünleşememesi, insanlara konfor sunamaması ve her gelen yerel yönetimin bu alanlarda bir şeyler yapmak istemesi bu mekanların zamanla bozulmasına neden olmaktadır.
Kent parkları oluşturulurken geleceğe yönelik planlarının dikkatli yapılması gerekmektedir. Geleceğe uzanan süreçte dinamik bir model gereksinimi ortaya çıkacaktır. Kent parkında böyle bir modelin oluşumu için;
·         Çevresi ile biçimsel ve işlevsel uyumu,
·         İçinde bulunduğu fiziksel çevrenin dikkatle planlanması,
·  İyi bir park yönetim şeklinin oluşturulması konuları önem kazanacaktır.
Genellikle ülkemizde kent parklarının yapılması yeni gelen yerel yönetimin reklamı için kullanılmaktadır. Yerel yönetimler her zaman kendi dönemlerinde anılmasını istediği parkları yapmayı çok istemişlerdir. Bunun sonucunda daha sonra gelen yerel yönetimler de aynı düşünce içinde olduklarından eski dönemlerde yapılan kent parkları ya kendi kaderlerine terk edilmiş ya da içlerinde yeni düzenlemelere gidilmiştir. Her yeni yönetimle kent parkları zamanla eski işlev ve kimliklerinden uzaklaşmaya başlamıştır. Artık talep görmeyen, park içine yapılan yeni ve uyumsuz yapılar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu sürecin sonucunda tamamen kullanımından uzaklaşan kent parklarının eski haline getirilmesi nerede ise imkansız hale gelmiş olmaktadır.
Kent parklarının planlama ve tasarımı sürecinde en önemli konu olarak park içi yönetimin belirli bir sistem için oluşturulması önem kazanmaktadır. Belirli bir süreçten sonra park içinde planı dışında düzenlemelere ve yapılara izin verilmemelidir.   




[2] İnsanların topluca yaşadığı kentlerde, "güneş" enerjisinden yararlanmak hem onun alışık olduğu bir yaşam biçimine kavuşmasını hem de olası enerji krizlerine karşı çok güçlü bir seçenek geliştirmesini sağlayacaktır.
İnsanlık bir kent medeniyetine doğru gitmektedir. Yakın zamanda büyük bir olasılıkla, kentler kırsal alanlara oranla giderek artacak, nüfus %80-90 oranında kentlerde yaşayacaktır. Kentlerde yaşamın gerektirdiği enerji miktarının, bu güne göre on kat artması, buna karşılık çevre kirliliğinin de bu oranda yükselmesi oldukça gerçeğe yakın bir olasılıktır (GÖKSU, C. , "Güneş ve Kent", ODTÜ Mim. Fak. Yay. ,1993). Mevcut enerjilerin tükenmesi, çok yoğun enerji tüketen kentler ve kent merkezleri için bir felaket olabilir. Bu durumda enerjisi bitmeyen ve tükenmeyen enerjiye, "GÜNEŞ" e göre geliştiren kentlerin ve MİA' ların yaşama şansları artacaktır.


[3] Bu nedenle; MİA' ya ulaşılabilirliği sadece fiziki ulaşım olarak değil, 21. Yüzyılın bilgi ve iletişim çağı olacağı düşünüldüğünde, haberleşme açısından da kolay/hızlı/çağdaş ulaşım olarak tasarlamak gereklidir.

Bu metnin hazırlanmasında; Tunçer, M., 12-13 Mayıs 1994, MSÜ, Mim.Fak., ŞPB., Kentsel Tasarım Disiplin Grubu tarafından  tarihinde düzenlenen, "5. Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu : Kentsel Tasarım ve Ekoloji 7 Tasarıma Ekolojik Yaklaşım" bildirisinden yararlanılmıştır.

Sunday, February 7, 2010

BOLU İLİ PLANLAMASI ve DEPREM SONRASI GELİŞMELER



BOLU İLİ PLANLAMASI VE DEPREM SONRASI GELİŞMELER
Doç.Dr.Mehmet TUNÇER


I. BOLU İLİ ALT BÖLGESEL PLANLAMA ÇALIŞMALARI

Bolu İli Çevre Düzeni Planlaması (Ekonomik, Mekânsal, Sosyo-kültürel Gelişme Deseni - 1/100 000 Ölçekli) 1998 yılı sonlarından itibaren (Tarih ?) Bolu Valiliği, Bayındırlık ve İskân İl Müdürlüğü tarafından hazırlatılmaktadır .

Bu çalışma; Bursa İl Bütününü içeren planlama çalışması benzeri, ülkede İl bazında yapılması bakımından öncü çalışmalardan biridir. Merkezi yönetimin yerel birimi (Valilik, Bayındırlık İskân Müdürlüğü) tarafından ele alınarak sorunların çözümüne yönelik bütüncül yaklaşımlar getirmeyi hedefleyen bir planlama çalışmasıdır.

Bu kapsamda o dönemde Düzce ve Akçakoca İlçelerini de içeren Bolu İl sınırları bütününde gerekli araştırmalar, sentez ve değerlendirme çalışmaları hazırlanmış ve 1/100 000 ölçekte plan kararları geliştirilmiştir. Ayrıca, sorunların önceliklerine bağlı olarak, I. Öncelikli Planlama Alanı olarak belirlenen Düzce ve Akçakoca’yı içeren yaklaşık 83 000 hektarlık bir alanda 1/25 000 ölçekli çevre düzeni planlama çalışmaları başlatılmış ve tamamlanmıştır.

II. AĞUSTOS ve KASIM 1999 DEPREMLERİ SONRASI PLANLI ve PLANSIZ GELİŞMELER

II.1. Afetzede Yerleşim Alanları Yerseçimi ve Planlaması

17 Ağustos 1999 tarihinde Doğu Marmara’da yaşanan deprem felaketi sonrasında, ağır hasar gören yerleşimler ve yakın çevresinde, “Marmara Earthquake Emergency Recovery Project” kapsamında Dünya Bankası kredisi ve Başbakanlık Proje Uygulama Birimi (PİUB) aracılığı ile “Afetzede Yerleşim Alanları” yerseçimi, planlaması ve uygulama çalışmaları yapılmıştır .

Bu çalışmalar kapsamında öncelikle ve ivedilikle; afetzede yerleşim yerleri için jeolojik bakımdan sağlam zeminler aranmıştır. Yeni yerleşme alan yer seçimleri, doğrudan ve hızlı bir şekilde PİUB ve Bayındırlık İskân Bakanlığı temsilcileri tarafından, depremin merkez üssü Marmara çevresinde yer alan Gölcük, Adapazarı, İzmit çevresinde yoğunlaşacak şekilde yapılmıştır. Daha önceden saptanmış bazı yerler ile yeni seçilen ve jeolojik etütleri yapılan sağlam zeminlerde yer seçim kararları oldukça hızlı bir şekilde verilmiştir. Bu yer seçim kararlarının bazılarının politik seçmeler olduğu bilinmekle beraber, genellikle daha önce belirlenmiş, bazen kentsel yerleşmelerden oldukça uzak, altyapısı bulunmayan yerler seçilmiş, hâlihazır haritaları hazırlanmış, jeolojik etütleri yapılmış ve planlanmıştır.

Bu ilk büyük ve güçlü depremde, Bolu çevresinde de kısmen hasar gören Gölyaka, Düzce ve Cumayeri çevresinde daha küçük ölçekte yeni yerleşim alanları saptanmış ve planlaması yapılmıştır .

Planlama çalışmaları, mimari projelerin dış veri olarak verilmesi ile toplam 4 ay gibi hızlı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Tünel kalıp sistemi ile gerçekleştirilecek bir tasarım yapılarak, vaziyet planları ve uygulama imar planları hazırlanmıştır. Toplam 9 ayrı yerleşim biriminde 16 500 konut planlaması yapılmıştır.

Bu dönemde Bolu İli sınırları içinde bulunan Düzce, Cumayeri, Gölyaka’da küçük yerleşim alanları için yerseçim ve planlama, projelendirme çalışmaları yapılmıştır.

II.2. Yeni Yerleşim Alanları Yer seçimi ve Üst Ölçekteki Planlama Arasındaki İlişkiler

UTTA ve Kutluay Planlama Grubu tarafından Düzce ve Akçakoca kesimlerine yönelik olarak hazırlanmakta olan 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni planlama çalışmaları bu dönemde onaysız olmakla birlikte, hemen hemen tamamlanmış ve makro planlama ve yerleşim kararları verilmiş idi.
Ancak, Düzce, Cumayeri, Gölyaka ve daha sonraları Konuralp’e yönelik olarak yapılan Afetzede Yerleşim Alanları yer seçim sürecinde bu makro kararlar dikkate alınmamış bu çalışmalardan bağımsız olarak yeni yerleşim alanları saptanmıştır.

12 Kasım 1999’da tekrarlanan ve bu defa merkez üssü Bolu İli, Düzce ve Kaynaşlı İlçeleri olan depremde, bu bölge büyük can ve mal kayıpları vermiştir.

Deprem sonrasında; bu defa Düzce çevresi, özellikle kuzey-doğu kesimleri ağırlıklı olmak üzere Bayındırlık İskan Bakanlığı tarafından deprem konutları yer seçimi yapılmıştır.

Deprem felaketleri öncesi; Bolu İli Çevre Düzeni Planı (1/100 000 Ölçekli) ile Düzce ve Akçakoca Kesimi 1. Etap Çevre Düzeni (1/25 000 Ölçekli) Planlarının tamamlanmış ve prensipte uygun bulunmuş olmasına rağmen, deprem sonrasında planlama çalışmaları durdurulmuş ve yeni yapılacak olan Bolu İli 1/25 000 ölçekli jeolojik etüt çalışmasının beklenmesine karar verilmiştir.

II.3. Bolu ve Düzce’nin Yönetimsel Olarak Ayrılması ve Planlamaya Etkileri

Bolu İli yönetsel sınırları içinde bulunan Düzce ’nin ayrılarak ayrı bir İl haline getirilmesi süreci ile de, Düzce-Akçakoca kesimine yönelik 1/100 000 ve 1/25 000 ölçekli planlama çalışmalarının kaderi belirsiz bir hale gelmiştir.

Bunun nedenleri arasında;
• Deprem sonrası bölgede yaşanan nüfus hareketleri ve 2000 yılı nüfus sayım sonuçları doğrultusunda planın yeniden güncellenmesi gereksinimi,
• Afetzede yeni yerleşme alanları, prefabrik yerleşimler, çadır kentler, çevre yolu gelişimi vb nedenlerle plan revizyonun gerekli olması,
• Düzce Valiliği’nin Bolu Valiliği tarafından yaptırılan planlama çalışmalarını yeterli ve değerli bulması, ancak kendi görüşleri doğrultusunda yeniden ele almak istemesi,
• Bu güne kadar planlamayı sürdüren ekibin devre dışı bırakılarak yeni bir ihale sürecine girilmesi,
sayılabilir.

Bolu Valiliğinde; Bolu ve Düzce İlleri yetkilileri ile Bayındırlık İskan Bakanlığı yetkililerinin katıldığı toplantıda;

• Bolu Valiliği’nin bu güne kadar sürdürdüğü planlama çalışmalarının daha fazla taşınamayacağı ve Düzce’ye ilişkin olanlarının bundan böyle Düzce Valiliği tarafından tamamlanması,
• Düzce Valiliği’nin 1/100 000 ve 1/25 000 ölçekli planlama çalışmalarını deprem sonrası gelişmelere ve Düzce kent merkezi planlamalarına bağlı olarak yeniden ele alması,
• Bolu İli planlamasının sürdürülerek, güncel veriler doğrultusunda revize edilmesi,

kararı verilmiştir.

Bu dönemde, Düzce yerleşiminin deprem sonrası 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan ilave ve revizyon çalışmaları Düzce Belediyesi tarafından başlatılmış, ancak bu çalışmalarda da 1/100 000 ve 1/25 000 ölçekli çalışmalardan yeterince yararlanılmadan planlama çalışmaları sürdürülmüştür.

III. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Görüldüğü gibi; bölgesel ve alt-bölgesel planlama çalışmaları ile kent planlama çalışmaları arasında ve afetzede yerleşim alanları yerleşim alanları yer seçim ve planlanmasında yeterince eşgüdüm sağlanamamış, tüm bu çalışmalar birbirinden bağımsız ve kopuk olarak süregelmiştir.

Böylece, özellikle Düzce çevresinde üst ölçekten gelen planlı bir gelişim şansı kaçırılmıştır. Bunda yönetsel kargaşa yanı sıra, deprem koşullarında hızlı hareket etme gereği de rol oynamıştır.

Süregelen planlama çalışmalarında eşgüdüm sağlama görevi Bayındırlık İskan Bakanlığı ve bağlı Bayındırlık İskan Müdürlüklerinindir. Yerel yönetimleri de devreye sokarak planlama çalışmalarının çok başlı olmaktan çıkarılması ve yönlendirilmesi gereklidir.
Düzce ve Bolu’da birbirinden kopuk olarak sürdürülmekte olan bölgesel, kentsel ve yerel / mevzi planlama çalışmaları, mutlaka birbiri ile ilişkilendirilerek doğru ve gerçekçi planlama kararlarına erişilmelidir.

Bolu ilinde 1/100 000 ölçekli planlama çalışmalarının bir an önce tamamlanarak, İl Konseyi toplantısında yapımına karar verilen ve II. Öncelikli Alt Bölge olarak belirlenen “Bolu-Gerede Aksı” 1/25 000 Ölçekli Çevre Düzeni Planları hazırlanmalıdır.

Düzce’de ise; var olan 1/100 000 ve 1/25 000 ölçekli planlar hızla revize edilmeli, güncel veriler doğrultusunda alt ölçekli (kentsel) planlama çalışmaları hazırlanmalıdır.