Wednesday, January 3, 2007

“DAHA FAZLA ENERJİ ELDE EDEREK DE HASANKEYF KORUNABİLİR”






“DAHA FAZLA ENERJİ ELDE EDEREK DE HASANKEYF KORUNABİLİR”
KISA VADELİ ÇIKARLAR UĞRUNA
DEV HASANKEYF KÜLTÜREL VE TARİHSEL MİRASINI YOK ETMEYELİM
Doç.Dr. Mehmet TUNÇER
03.06.2006



Türkiye Cumhuriyeti devleti tarafından bölge ve ülke kalkınmasının temel taşlarından biri olarak geliştirilen ve kısaca GAP olarak adlandırılan proje, Fırat ve Dicle ile bunlara bağlı yan kollar üzerindeki çok sayıda baraj ile sulama sisteminin yapılmasını içermektedir. Bu dev projelerin Bölgenin kalkınması açısından büyük önem taşıdığından kimsenin kuşkusu yoktur..
Ancak, bölgenin böylesine önemli tarihsel ve kültürel mirasa sahip olması, bunların belgelenmesi, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması sorumluluğunu da beraberinde getirmektedir.
GAP tamamlandığında, Fırat ve Dicle gibi iki büyük nehir boyunca uzanan ve insan yerleşimine elverişli alanlar sular altında kalacaktır. GAP kapsamındaki baraj gölleri altında kalacak olan kültürel mirasın ortaya çıkarılması, belgelenmesi ve kurtarılması uygarlık tarihine karşı olan sorumluluğumuzun gereğidir. Etkilenecek alanların tümünde arkeolojik, tarihsel / kültürel kalıntılar ve yöresel kültür mirasının belgelenmesi için araştırmaların resmi ve bilimsel otoriteler arasında eşgüdümlü olarak yapılması gerekmektedir.

Ilısu Barajı rezervuar suları altında kalacak olan bölgenin tarihteki önemi oldukça büyüktür. Tarihteki birçok önemli olay burada yer almış, uygarlık tarihinin bir çok önemli aşaması da bu bölgede gerçekleşmiştir. Kuşkusuz sular altında kalacak olan bölgenin en önemli ve tanınmış merkezi başta Artuklu’lar olmak üzere bir çok Ortaçağ devletine başkentlik etmiş olan HASANKEYF’tir. Hasankeyf, ASUR, HIRİSTİYAN, İSLAMİ-ABBASİ ve OSMANLI Tarihinin zengin bir hazinesidir. Hasankeyf, Orta Öağ’da, Orta Asya ve İran, Arap, Batı (Roma-Bizans) kültürlerinin buluştuğu bir belde; dolayısıyla, Selçukluların Anadolu’yu yurt edinmesiyle başlayan Türkiye sentezinin başlangıç noktalarından biridir. Orta Çağ’a ait büyük bir kentin korunması gerekli nitelikleri günümüzde terk edilmiş ve harap vaziyette de olsa somut bir biçimde gözlenebilmektedir.


Türkiye Bu Nedenlerle Hasankeyf’i 14 Nisan 1978 Tarihinde A-1105 Sayılı Gayri-Menkul Anıtlar Yüksek Kurulu Kararı İle Koruma Altına Almıştır. Yörenin 13.3.1981 tarih ve A-3767 Sayılı ve 08.02.1982 Tarih ve A-3298 Sayılı Kararlar ile I. DERECE ARKEOLOJİK SİT ALANI olduğu tescil edilmiş ve burada acilen kazı-araştırma-koruma çalışmaları yapılması istenmiştir[1].




KORUMA KURULU KARARLARI ve ULUSLAR ARASI ANTLAŞMALARA UYGUN DAVRANILMASI VE HASANKEYF’İN BÜTÜNLÜĞÜNE YÖNELECEK ETKİLERE KARŞI ÖNLEM ALINMASI GEREKLİDİR:

Kale ve Sarayların bulunduğu Yukarı Kent, Baraj seviyesinin üstünde kalıyor olsa da, AŞAĞI KENT’in tümü ile önemli yapılardan ANITSAL KÖPRÜ ve Anadolu Timur Dönemine ait özgün bir örnek olan Türbe yapıları Ilısu Baraj Gölü altında kalacaktır.

Hasankeyf’te kurtarma çalışmaları Ankara üniversitesi’nden Prof. Dr. Oluş Arık tarafından 1989 yılında başlatılmış, ancak 1991 yılından sonra arazi çalışmalarına ara verilmiştir. Proje kapsamında 1998 yılında tekrar başlatılan Hasankeyf kazı çalışmaları çerçevesinde tarihsel kentin ve yakın çevresinin ayrıntılı olarak belgelenmesi için haritalama çalışmaları henüz tamamlanmamıştır. Bu çalışmalar mağara yerleşimlerini de içerecek şekilde, yerleşim alanında yer alan tüm kültürel varlıkların envanter çalışmalarına temel olacak şekilde yapılmaktadır.Kültürel mirasın kaybının en aza indirgenmesi için Hasankeyf üzerine olabildiğince fazla verinin belgelenmesine yönelik olarak, arkeolojik yüzey araştırmaları ve kazılar Dcle’nin sağ yakasında bulunan aşağı kentte olduğu kadar, sol yakasında da sürdürülmektedir.

Türkiye’de elektrik talebi her yıl % 8 artmakta ve sık sık meydana gelmekte olan elektrik kesintileri de ekonomik büyümeyi yavaşlatmaktadır. Bunun önüne geçilebilmesi için doğal kaynaklardan çevresel açıdan minimum zarar etkisi yapacak yararlanma şekillerini kullanmak elbette ki son derece doğaldır. Ancak, toplumun yararı beklenen gelişmelerin, topluma rağmen yapılması da söz konusu olmamalı, bunun için gerekli önlemler ve telafiler mutlaka düşünülmelidir.


Yapıldığında Bölge’de yaşamakta olan 52 köy ve 15 beldenin sular altıda kalmasıyla birlikte 25 000 civarında kişi etkilenecektir. Yeniden İskan Eylem Raporu[2]’na göre bu rakam 55 127 (1990 Nüfus Sayımı) ile 71 186 (2000 Nüfus Sayımı) arasında değişmektedir.




TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Ocak 2001 yayınında DAHA FAZLA ENERJİ ELDE EDEREK DE HASANKEYF KORUNABİLİR başlığı altında yayınlanan yazıda[3]; "Hasankeyf Medeniyetini yok edecek Ilısu Barajının akış yukarısında (upstream part); 8 adet baraj bulunduğu, Bunlardan 5’inin işletmeye açık olduğu, dolayısıyla, büyük baraj yerine, Hidrolik biliminin kurucusu Gelile’nin öğrencisi Toriçelli ilkesi yaşama geçirilerek, Basınçlı boru ve kanal sistemleri, aç-kapa yöntemi, doğal ve/veya yapay anıtların olmadığı derin dereli-yüksek tepeli yüzey şekillerinin egemen olduğukesimlerde başlangıcında enerji elde edip, akış aşağısında (downstream) akış düzengeç ve/veya küçük barajlar yapılarak da daha fazla enerji elde edilebileceği",
belirtilmektedir.

Bkz: http://www.emo.org.tr/yayinlar/dergi_goster.php?kodu=215&dergi=1
                 http://www.emo.org.tr/ekler/82b4b31a9310f6d_ek.pdf?dergi=215

Her akar suyun önüne baraj yaparak DOĞA VE TARİHSEL ZENGİNLİKLERİ YOK EDENLER, bu ülkede daha ne kadar barajlar kıralı seçilecektir. Barajlar kıralı olmayan ve Tuna ve Meriç dışında nehri de olmayan Bulgaristan’dan enerji alan ülkemiz öz eleştiri yapmalıdır.




“HASANKEYF, TORİÇELLİ SİSTEMİNİN YAŞAMA GEÇİRİLMESİYLE DAHA FAZLA ENERJİ ELDE EDİLEREK VE YENİ OVALAR DA KAZANILARAK KORUNABİLİR. ENERJİ DARBOĞAZLARI SAVLARI PLANSIZ VE BİLİME PİRİM VERMEYEN YAKLAŞIMLARIN BİR ÜRÜNÜDÜR”.





KAYNAKLAR:

[1] Nesrin TÜRKAY’ın “Çevre Planlaması” Dersime sunduğu., “Ilısu Barajı Projesi’nin Çevresel Toplumsal ve Diğer Açılardan Değerlendirilmesi”, başlıklı çalışma, Şubat 2001, Ankara Üniversitesi, SBF, Kent ve Çevre ABD.
[2] Ayşe KUDAT, 2000, “Ilısu Dams’ Resettlement Action Plan”, Achieving International Best Practice, Berne decleration Update..
[3] İlyas YILMAZER, Özgür YILMAZER; “DAHA FAZLA ENERJİ ELDE EDEREK DE HASANKEYF KORUNABİLİR”, TMMOB, EMO, Elektrik Mühendisliği Dergisi, Ocak 2001, sayı 407, S.32-37.

DOĞA ve İNSAN














Doğa ve İnsan

“Bu Konuşma 1854’de Kızılderili Şef Seattle Tarafından Halkının Topraklarını Satması İstenmesi Üzerine Bir Cevap Olarak
Yapılmıştır. Bu Konuşma Washington’da Muhafaza Edilmiş Ve Amerikan Expo’74 de Sunulmuştur. Son Zamanlarda Da
UNEP Tarafından Yayınlanıp, Çevre Üzerinde Şimdiye Dek Yapılmış En Güzel Ve En İçten Anlatım Olarak Tanımlanmıştır.”

WASHINGTON’DAKİ BÜYÜK ŞEF TOPRAKLARIMIZI ALMAK İSTEDİĞİ KONUSUNDA SÖZÜNÜ GÖNDERMİŞ.
BÜYÜK ŞEF AYNI ZAMANDA DOSTLUK VE İYİ NİYET SÖZLERİNİ DE GÖNDERMİŞ. BU ÇOK NAZİK BİR HAREKET...
ÇÜNKÜ KARŞILIK OLARAK BİZİM DOSTLUĞUMUZA ÇOK AZ İHTİYACI VAR. AMA BİZ TEKLİFİNİ DÜŞÜNECEĞİZ. ÇÜNKÜ BİLİYORUZ Kİ EĞER SATMAZSAK BEYAZ ADAM SİLAHLARLA GELİP
TOPRAĞIMIZI ALABİLİR.

GÖKYÜZÜNÜ, TOPRAĞIN ISISINI, NASIL ALIP SATABİLİRSİN? BU FİKİR BİZE GARİP GELİR. EĞER BİZ HAVANIN TAZELİĞİNE VE SULARIN PARILTILARINA SAHİP DEĞİLSEK, ONLARI NASIL SATIN
ALABİLİRSİN?

BU DÜNYANIN HER PARÇASI BENİM İNSANLARIM İÇİN KUTSALDIR. HER PARLAYAN ÇAM İĞNESİ, BÜTÜN KUMLU SAHİLLER, KARANLIK ORMANLARDAKİ SİS, HER AÇIK ALAN, VIZILDAYAN BÖCEK
HALKIMIN DENEY VE ANILARINDA KUTSALDIR.

AĞAÇLARIN GÖVDELERİNDEN AKAN SULAR KIZILDERELİNİN ANILARINI TAŞIR.

KIZ KARDEŞLERİMİZ
BEYAZ ADAMIN ÖLÜLERİ YILDIZLAR ARASINDA YÜRÜMEYE GİTTİKLERİNDE DOĞDUKLARI ÜLKEYİ
UNUTURLAR. BİZİM ÖLÜLERİMİZ BU GÜZEL DÜNYAYI ASLA UNUTMAZLAR ÇÜNKÜ O KIZILDERELİNİN
ANASIDIR.

BİZ DÜNYANIN PARÇASIYIZ VE O DA BİZİM PARÇAMIZ. GÜZEL KOKAN ÇİÇEKLER BİZİM KIZ
KARDEŞLERİMİZDİR: GEYİK, AT, BÜYÜK KARTAL. BUNLARSA BİZİM ERKEK KARDEŞLERİMİZ.
KAYALIK TEPELER, ÇAYIRLARDAKİ ISLAKLIK, TAYIN VÜCUT ISISI VE ADAM HEPSİ AYNI AİLEYE
AİTTİR.

ÖYLEYSE, WASHINGTON’DAKİ BÜYÜK ŞEF TOPRAĞIMIZI ALMAK İSTEYİNCE BİZDEN ÇOK ŞEY
İSTİYOR.

BÜYÜK ŞEF BİZİM RAHATÇA YAŞAYABİLECEĞİMİZ BİR YER AYIRACAĞINI SÖYLÜYOR. O BİZİM
BABAMIZ VE BİZ DE ONUN ÇOCUKLARI OLCAĞIZ

ÖYLEYSE, TOPRAĞIMIZI ALMA TEKLİFİNİ DÜŞÜNECEĞİZ. AMA BU KOLAY OLMAYACAK ÇÜNKÜ BU
TOPRAK BİZİM İÇİN KUTSALDIR.

DERELER VE NEHİRLERDEN AKAN PARILDAYAN SULAR, SADECE SU DEĞİL AMA ATALARIMIZIN
KANLARIDIR. EĞER SİZE TOPRAK SATARSAK ONUN KUTSAL OLDUĞUNU HATIRLAMALISINIZ; VE
ÇOCUKLARINIZA DA ONUN KUTSAL OLDUĞUNU ÖĞRETMELİSİNİZ VE GÖLLERİN BERRAK
SUYUNDAKİ HER HAYALİ YANSIMA HALKIMIN YAŞAMINDAN OLAYLAR VE ANILAR ANLATIR.

SUYUN MIRILTISI BABAMIN BABASININ SESİDİR.

NEHİRLER ERKEK KARDEŞLERİMİZDİR. SUSUZLUĞUMUZU GİDERİRLER. NEHİRLER KANOLARIMIZI TAŞIRLAR VE ÇOCUKLARIMIZI BESLERLER. EĞER SİZE TOPRAĞIMIZI SATARSAK HATIRLAMALISINIZ
VE ÇOCUKLARINIZA ÖĞRETMELİSİNİZ Kİ NEHİRLER BİZİM KARDEŞLERİMİZDİR VE SİZİN DE; VE BUNDAN DOLAYI NEHİRLERE HERHANGİ BİR KARDEŞE GÖSTERECEĞİNİZ KİBARLIĞI
GÖSTERMELİSİNİZ.

KIZILDERELİLER HER ZAMAN İLERLEYEN BEYAZ ADAM ÖNÜNDE GERİ ÇEKİLMİŞTİR, DAĞLARDAKİ
SİSİN SABAH GÜNEŞİ ÖNÜNDE KAÇIŞI GİBİ.

AMA BABALARIMIZIN KULELERİ KUTSALDIR. MEZARLARI KUTSAL TOPRAKLARDIR VE BU TEPELER,
AĞAÇLAR, DÜNYANIN BU PARÇASI BİZE SUNULMUŞTUR.

BEYAZ ADAMIN BİZİM YOLLARIMIZI ANLAMADIĞINI BİLİYORUZ. TOPRAĞIN BİR PARÇASI DİĞERİYLE
AYNI ONUN İÇİN. ÇÜNKÜ GECE GELİP TOPRAKTAN İHTİYACI OLANI ALIP GİDEN YABANCIDIR.

DÜNYA ONUN KARDEŞİ DEĞİL AMA DÜŞMANIDIR VE ONU FETHETTİMİ İLERLEMEYE DEVAM EDER.
BABALARININ MEZARLARINI GERİDE BIRAKIR VE ALDIRMAZ,

ÇOCUKLARINDAN DÜNYAYI KAÇIRIR, ALDIRMAZ. BABALARININ MEZARLARI VE ÇACUKLARININ
HAKLARI UNUTULMUŞTUR.

ANNESİ DÜNYAYA VE KARDEŞİ GÖĞE SATIN ALINIP, YAĞMA EDİLİP, KOYUNLAR YA DA PARLAK
BONCUKLAR GİBİ SATILAN MALLAR GİBİ DAVRANIR.

İŞTAHI DÜNYAYI YİYİP BİTİRECEK VE GERİDE SADECE BİR ÇÖL BIRAKACAK.

BİLMİYORUM, BİZİM YOLLARIMIZ SİZİNKİLERDEN FARKLI, SİZİN ŞEHİRLERİNİZİN GÖRÜNÜMÜ
KIZILDERELİNİN GÖZLERİNE ACI VERİR AMA BU BELKİDE KIZILDERİLİNİN VAHŞİ OLDUĞUNDAN VE ANLAMADIĞINDANDIR.

BEYAZ ADAMLARIN ŞEHİRLERİNDE SANKİ YER YOKTUR. BAHARDA YAPRAKLARIN AÇIŞINI YA DA BÖCEKLERİN KANAT HIŞIRTILARINI DUYACAK YER YOKTUR.

AMA BU BELKİ DE BENİM VAHŞİ OLMAMDAN VE ANLAMADIĞIMDANDIR. TAKIRTI SADECE
KULAKLARA BİR TAHRİK GİBİ GÖRÜNÜYOR.

İNSAN EĞER BİR KUŞUN YALNIZ AĞLAYIŞINI VEYA SU BİRİKİNTİSİ ETRAFINDA TARTIŞAN
KURBAĞALARIN SESLERİNİ DUYMAZSA HAYATIN ANLAMI NEDİR?

BEN KIZILDERELİYİM VE ANLAMAM. KIZILDERELİ SU BİRİKİNTİSİ ÜZERİNE VURAN RÜZGARIN
YUMUŞAK SESİNİ VE YAĞMURUN TEMİZLEDİĞİ YA DA ÇAMIN KOKU VERDİĞİ RÜZGARIN KOKUSUNU
YEĞLER..

DEĞERLİ HAVA

HAVA KIZILDERELİ İÇİN DEĞERLİDİR. ÇÜNKÜ

HER ŞEY AYNI NEFESİ PAYLAŞIR. HAYVANLAR, AĞAÇ, ADAM HEPSİ AYNI NEFESİ PAYLAŞIR.

NEFES ALDIĞI HAVA BEYAZ ADAMIN DİKKATİNİ ÇEKMİYOR GİBİ. PEK ÇOK GÜNDEN SONRA ÖLEN
ADAM GİBİ KÖTÜ KOKUYLA UYUMUŞ. AMA EĞER SİZE TOPRAĞIMIZI SATARSAK, HAVANIN BİZİM
İÇİN DEĞERLİ OLDUĞUNU HATIRLAMALISINIZ ÇÜNKÜ HAVA SAĞLIĞI TÜM YAŞAMLA AYNI RUHU
TAŞIR.

BÜYÜKBABAMIZA İLK NEFESİ VEREN RÜZGAR ONUN SOLUĞUNU DA KABUL EDENDİR VE RÜZGAR
ÇOCUKLARIMIZA YAŞAM RUHUNU DA VERMELİDİR VE EĞER SİZE TOPRAĞIMIZI SATARSAK ONU
BEYAZ ADAMIN BİLE GİDİP ÇAYIRIN ÇİÇEKLERİNİN TAT VERDİĞİ RÜZGARI TADABİLECEKLERİ BİR
YER OLARAK AYRI VE KUTSAL TUTMALISINIZ.

TOPRAĞIMIZI ALMA TEKLİFİNİZİ DÜŞÜNECEĞİZ. EĞER KABUL ETMEYE KARAR VERİRSEK BİR ŞART
KOYACAĞIM: BEYAZ ADAM BU TOPRAĞIN HAYVANLARINA KARDEŞLERİ GİBİ DAVRANACAK.

BEN VAHŞİYİM VE BAŞKA BİR YOLDAN ANLAMAM. ÇAYIRLARDA BİNLERCE ÇÜRÜYEN BUFALO
GÖRDÜM. BEYAZ ADAMIN GEÇEN TRENDEN VURUP BIRAKTIĞI. BEN VAHŞİYİM VE DUMANLI DEMİR ATIN BİZİM SADECE CANLI KALMAK İÇİN ÖLDÜRDÜĞÜMÜZ BUFALODAN NASIL DAHA ÖNEMLİ
OLABİLDİĞİNİ ANLAMIYORUM.

HAYVANLAR OLMADAN İNSAN NEDİR? EĞER BÜTÜN HAYVANLAR BİTSE İNSAN BUNUN BÜYÜK
YANLIZLIĞINDAN ÖLÜRDÜ. ÇÜNKÜ HAYVANLARA NE OLURSA, İNSANA DA AYNISI OLUR, KISA SÜRE
İÇİNDE, HERŞEY BİRBİRİNE BAĞLIDIR.

AYAKLARI ALTINDAKİ TOPRAĞIN BÜYÜKBABALARIMIZIN KÜLLERİ OLDUĞUNU ÇOCUKLARINIZA
ÖĞRETMELİSİNİZ. BÖYLECE TOPRAĞA SAYGI DUYARLAR. ÇOCUKLARINIZA TOPRAĞIN
AKRABALARIMIZIN YAŞAMLARIYLA DOLU OLDUĞUNU SÖYLEYİN.

ÇOCUKLARINIZA, BİZİM ÇOCUKLARIMIZA ÖĞRETTİĞİMİZİ ÖĞRETİN: DÜNYA ANNENİZDİR. DÜNYAYA
NE OLURSA DÜNYANIN OĞULLARINA DA AYNISI OLUR. EĞER İNSANLAR YERE TÜKÜRÜRSE KENDİ
ÜZERLERİNE TÜKÜRÜRLER.

BUNU BİLİYORUZ BİZ. DÜNYA İNSANA AİT DEĞİLDİR, İNSAN DÜNYANINDIR. BUNU BİLİYORUZ BİZ
BÜTÜN HERŞEY BİR AİLEYİ BAĞLAYAN KAN GİBİ BİRBİRİNE BAĞLIDIR.

DÜNYAYA NE OLURSA, OĞULLARINA DA O OLUR. HAYAT AĞINI İNSAN ÖRMEDİ, O SADECE BİR LİF
ONUN İÇİNDE. AĞA NE YAPARSA KENDİNE YAPAR.
DALGALAR GİBİ

AMA HALKIM İÇİN AYRILAN BÖLGEYE GİTME TEKLİFİNİZİ DÜŞÜNECEĞİZ. AYRI VE BARIŞ İÇİNDE
YAŞAYACAĞIZ. GERİ KALAN GÜNLERİMİZİ NEREDE GEÇİRECEĞİMİZ ÇOK AZ ÖNEMLİ.

ÇOCUKLARIMIZ BABALARININ YENİLGİYLE AŞAĞILANDIĞINI GÖRDÜLER. SAVAŞÇILARIMIZ UTANÇ
DUYDU VE YENİLGİDEN SONRA GÜNLERİNİ AYLAKLIK ETME VE VÜCUTLARINI TATLI YİYECEKLER
VE SERT İÇKİLERLE KİRLETMEYE HARCIYORLAR.

BİRKAÇ SAAT, BİRKAÇ KIŞ VE DÜNYADA BİR ZAMANLAR YAŞAMIŞ BÜYÜK KAVİMLERİN VEYA
ŞİMDİ UFAK TOPLULUKLAR HALİNDE ORMANDA DOLAŞANLARIN ÇOCUKLARI KALMAYACAK.

BİR ZAMANLAR SİZİNKİLER GİBİ GÜÇLÜ VE UMUTLU OLANLARIN MEZARLARINDA YAS TUTMAK
İÇİN. AMA NİÇİN HALKIMIN GEÇİP GİTMESİ İÇİN YAS TUTAYIM? KAVİMLERİ İNSAN YAPAR O
KADAR, İNSANLAR GELİR VE GİDER DENİZİN DALGALARI GİBİ.

ALLAHI KENDİSİYLE ARKADAŞ GİBİ KONUŞAN VE YÜRÜYEN BEYAZ ADAM BİLE BU ORTAK
KADERDEN AYRI TUTLMAZ.

HEPİMİZ KARDEŞ DE OLABİLİRİZ, GÖRECEĞİZ. BİLDİĞİM BİR ŞEY VAR Kİ, BEYAZ ADAM BELKİ BİR
GÜN KEŞFEDER, ALLAHIMIZ AYNI ALLAH. O İNSANIN ALLAHI VE ŞEVKATİ KIZILDERELİ İÇİNDE
BEYAZ ADAM İÇİN DE AYNI.

BU DÜNYA ONUN İÇİN DEĞERLİ VE DÜNYAYA ZARAR VERMEK ONUN YARATICISINI
KÜÇÜMSEMEKTİR.

BEYAZLAR DA GEÇİP GİDECEK BELKİ BÜTÜN DİĞER KAVİMLERDEN ÖNCE. YATAĞINA PİSLİK
YIĞMAYA DEVAM ET BİR GECE KENDİ PİSLİĞİNDE BOĞULACAKSIN.

AMA YOK OLUŞUNDA SENİ BU TOPRAKLARA GETİREN VE ÖZEL BİR NEDENLE SANA BU TOPRAK VE
KIZILDERELİ ÜZERİNE HAKİMİYET VEREN ALLAHIN GÜCÜYLE YIKILMIŞ OLARAK PARLAYACAKSIN.
BU SON BİZE BİR SIR ÇÜNKÜ BİZ BUFFALLOLAR KATLEDİLDİĞİNDE, VAHŞİ ATLAR
EHLİLEŞTİRİLDİĞİNDE, ORMANIN GİZLİ KÖŞELERİ PEK ÇOK İNSANIN KOKUSUYLA DOLDUĞUNDA VE DİRİ TEPELERİN GÖRÜNÜMÜ KONUŞAN TELLERLE LEKELENDİĞİNDE ANLAMIYORUZ. ÇALILIK
NEREDE? GİTMİŞ! VE HIZLA TAY VE AVA ELVEDA DEMEK NEDİR? YAŞAMIN SONU VE YAŞAMAYA
ÇALIŞMANIN BAŞLANGICI.

ÖYLEYSE TOPRAĞIMIZI ALMA TEKLİFİNİZİ DÜŞÜNECEĞİZ. KABUL EDERSEK BU VADETTİĞİNİZ
AYRILAN BÖLGE İÇİN OLACAK OLAN BU KISA GÜNLERİMİZİ DİLEDİĞİMİZCE YAŞAYABİLİRİZ.


BU DÜNYADAN EN SON KIZILDERİLİ DE YOK OLDUĞUNDA VE ANASI SADECE ÇAYIRLAR ÜZERİNDE
HAREKET EDEN BİR BULUTKEN, BU KIYILAR VE ORMANLAR HALA HALKIMIN RUHUNU MUHAFAZA
EDECEKLER. ÇÜNKÜ ONLAR BU DÜNYAYI, YENİ DOĞANIN ANNESİNİN YÜREK ATIŞINI SEVDİĞİ GİBİ
SEVERLER. ÖYLEYSE EĞER TOPRAĞIMIZI SATARSAK, ONU BİZİM SEVDİĞİMİZ GİBİ SEV, ONUNLA
BİZİM İLGİLENECEĞİMİZ GİBİ İLGİLEN, DİYARIN ANISINI ONU ALDIĞINDA OLDUĞU GİBİ SAKLA VE
BÜTÜN GÜCÜNLE, BÜTÜN AKLINLA, BÜTÜN KABİNLE ONU ÇOCUKLARIN İÇİN KORU VE SEV,
ALLAHIN HEPİMİZİ SEVDİĞİ GİBİ.

BİLDİĞİMİZ BİR ŞEY VAR. ALLAHIMIZ AYNI ALLAH. BU DÜNYA ONUN İÇİN DEĞERLİ. BEYAZ ADAM
BİLE BU ORTAK KADERDEN AYRI TUTULAMAZ. BÜTÜN BUNLARDAN SONRA KARDEŞ DE OLABİLİRİZ,
GÖRECEĞİZ.

KÜLTÜR, SANAT VE BİLİM KENTİ BERGAMA’YI KORUMAK



























































































KÜLTÜR, SANAT VE BİLİM KENTİ BERGAMA’YI KORUMAK

Doç.Dr. Mehmet TUNÇER [1]

Bergama Sunağı, Sunağın Berlin’e kaçırılışı ve geri iadesi için harcanan çabaları, Bergama Belediye Başkanı’nın müze önünde gecelemesi konu ile ilgili hemen herkes tarafından bilinmektedir. Bergamalılara verilen cevap daha da ilginç ve acıdır: “Sunağı geri verirsek inşaatlarda kullanırsınız !”
























































Berlin Pergamon Müzesinde Zeus Sunağı (Rekonstrüksiyon)

Nitekim günümüzde bile hala pek çok değerli arkeolojik parça inşaatlarda devşirme malzeme olarak kullanılmaktadır. Bergama sokaklarında dolaşırken dikkatli bir gözün görebileceği parçalar ile küçük bir müze donatılabilir.
Bergama’da bugün geleneksel doku ve yeni gelişmeler iç içe girmiş, antik dönem kalıntıları ise silinmek üzeredir .



























































Bergama (Pergamon) Antik Şehir Yerleşim Maketi
http://www.vroma.org/images/raia_images/pergamon_altar_plan3.jpg


Bergama kentsel ve arkeolojik sit alanları; yani iki bin yılı aşkın bir süredir, bilim adamlarının, arkeologların, mimarların, sanat tarihçilerinin, kent plancılarının, heykeltıraşlarının ve benzeri sanat ve kültür adamlarının hayranlıkla bahsettikleri, üzerinde araştırmalar yapıp, yazılar yazdıkları ve övgü ile bahsettikleri tarihi kent bugün yer yer yok olma tehlikesi ile karşı karşıya… (TUNÇER, M., 1992)








































































Mühendislik Harikası Olan Dünyanın En Dik Antik Tiyatrosu.






Özellikle;
· Kent merkezi çevresinin önceleri kentsel sit alanı olan kesiminin sit alanından çıkarılması ve bu kesim için yoğunlaşmaya yönelik yeni bir imar planı yapılması,
· Kent ile bütünleşik olan arkeolojik alanlarda özellikle Musalla Tepesi çevresindeki kaçak yapılaşmalar,
· Arkeolojik kalıntıların üstünde yer seçen askeri alanlar,
kentin Selçuklu ve Osmanlı Dönemi geleneksel kent dokusu ile, Roma Dönemi’ne ait en önemli iki tiyatrosunu yok olma noktasına getirmiştir.
Bu tiyatrolardan biri, Anadolu’da ender rastlanan, Side ve Aspendos benzeri, herhangi bir doğal dayanağı bulunmadan tamamen yapay olarak inşa edilmiştir. Bir başka özelliği de bir çayın üzerine tonozlar kurularak inşa edilmiş olması ve zaman zaman suyun önü kesilerek su sporları ve gösterileri için de kullanılmış olmasıdır.
Tiyatrolardan diğeri ise Viran Kapı olarak adlandırılmakta, kaveası içinde zeytin ağaçları yetişmiş, formunu gecekondulardan korumaya çalışmaktadır. Bu tiyatroların çevresi tamamen yasal olmayan yapılaşmalarla çevrilmiş, yol, su, elektrik gibi kentsel altyapı servisleri getirilmiş ve imar ıslah tapuları verilme yolu açılmıştır







Viran Kapıda Antik Tiyatro Kalıntısı

Bergama için esas büyük tehlike, kentin yenilenmesi için yapılmış ve geleneksel dokunun büyük bir kısmını da içeren yürürlükteki imar planından kaynaklanmaktadır.
Bu planda, Bergama’nın Selçuk ve Osmanlı dönemi tarihi kent dokusu tamamen yok varsayılarak, dokuyla uyumlu olmayan yeni yollar önerilerek bir kısmı açılmış, geleneksel parsel ve yapı düzeni ile çelişen büyük parseller ve çok katlı (4-5 kat) yapılaşmalar önerilmiştir. Bu plan kararlarına uygun olarak kent merkezinde önemli bir cadde açılmış, eski Bergama evleri yıkılarak, yeni yapılaşma ruhsatları verilmiştir. Bu plana uygun yapılar kent içinde, özellikle geleneksel kent merkezi çevresinde yükselmeye başlamış ve Bergama’nın İzmir girişindeki etkileyici Akropol görünüşü yer yer örtülmeye başlamıştır. Akropol’den kente bakıldığında da; ne yazık ki, 2000 yıllık kentin siluet ve görselliğinin dokuyla uyumsuz, çirkin beton bloklar tarafından bozulduğu ve kentin kimliğinin yer yer yitirilmeye başladığı gözlenmektedir










Akropol Hera Kutsal Alanından Bergama’ya Bakış

Kentsel sit alanı, tarihi kent merkezi çeperlerine kadar daralttığından, bu alan dışında kalan kesimlerde uygulanmakta olan imar planı, Bergama tarihsel kent dokusunun ve kent kimliğinin giderek yok olmasına neden olacaktır. Bergama’da Kültür Bakanlığı tarafından hazırlanmakta olan ancak şu anda yürürlüğe halen girmeyen “Koruma Planı” bu imar planının ancak bir bölümüne müdahale edebilmiş ve kat yükseklikleri düşürülmüştür. Ancak, geri kalan kesimlerin de kent dokusunu koruyucu ve geliştirici olarak ve siluetleri düşünerek yeniden ele alınması gereklidir.

Bir başka tehlike de; Pax Romanum (Roma Barışı) Dönemi’nin Anadolu’daki en önemli simgelerinden biri sayılan, Mısır Tanrıları için yapılmış ve Bizans Döneminde Bazilikaya çevrilmiş Anadolu’nun en büyük tapınaklarından biri olan Serapis Temple (Kızıl Avlu) ve üzerinde yer aldığı Roma Dönemi tonozu (tüneli) ‘nda vardır

























Ön Avlu ve Kızıl Avlu (Serapis Temple) Planı (Bergama ÇayıAntik Tünel içinden, avlu altından geçmektedir)


Bergama Çayı (Selinus), bu tapınak ve çevresindeki sosyal ve dinsel yapıların kullanılarak yaklaşık 200 metre doğusundaki bir tünele alınmış ve aşağı kent ile fiziksel bir bütünlük sağlamıştı. Bergama’nın bu kesimi yüzyıllardır ayaktadır ve “Ne Yerde, Ne Gökte Mahallesi” olarak bilinmektedir. Ancak, Kozak-Bergama-Soma Yolu’nun bu tonoz-tünel üzerinden Kızıl Avlu kenarından geçmesi, son yıllarda artan ağır araç trafiğinin neden olduğu yük ve titreşim 2000 yıldır ayakta duran bu çok önemli yapıya büyük zarar vermektedir. Hatta, tonoz-tünelde çökme tehlikesi bulunduğu söylenebilir. Bu güzergahın daha güneye kaydırılması ile ağır araç trafiğinden arındırılarak Kızıl Avlu ve yakın çevresinin yaya ağırlıklı bir “Açık Hava Müzesi” olarak düzenlenmesi ve kentin güney-doğusunda Bergama Çayı üzerinde yeni bir köprünün inşa edilmesi gereklidir (TUNÇER, AKMAN Proje Ltd., 1991)














Kızıl Avlu


Kızıl Avlu ve Kozak Yolu


Kızıl Avlu (1840) (T.Allom)

Kent içinde dolaşıldığında, antik dönemlerden kalma pek çok mermer parçanın devşirme olarak kullanıldığı gözlenmektedir. Roma dönemi Bergama’sının yaklaşık 250 000 nüfusa sahip, görkemli bir kent olduğu, Selçuk ve Osmanlı Kenti’nin tamamen bu kent üzerine kurulduğu düşünülecek olursa, kentin en azından Cumhuriyet Dönemine kadar geliştiği alanların altında Hellenistik Dönem ile Roma Dönemi kent kalıntıları yatmaktadır. Kentsel yapılaşmanın kaldırılarak kazı yapılması olanağı bulunmadığı düşünülürse, her yeni inşaatın temel kazısının arkeoloji ve sanat tarihi açısından ne kadar önemli olduğu çıkar. Nitekim Ankara’da son yıllarda Hisar Caddesi üzerinde yer alan Roma Tiyatrosu ve Odeonu böyle bir inşaat temel kazısı sonucunda tesadüfen açığa çıkmış, “Müze Denetimli Alan” içinde bulunduğundan anında gerekli önlemler alınıp kamulaştırılarak yok olması önlenmiştir. Denetimli kazı olmasaydı, pek çok yerde olduğu gibi bu tiyatronun da üzerinde bugün 6 katlı bir yapı yükseliyor olacaktı !
Bergama Arkeolojik sit Alanları dışında, kent içindeki yeni yapılaşmalarda temel kazılarının denetlenmesi, çıkabilecek her türlü bulgunun değerlendirilerek kentin Hellenistik ve Roma Dönemi Planının oluşturulması gereklidir. Bu tür çalışmaların ilki 1879 tarihinde Carl Human tarafından yapılmıştır (ERİŞ, E., 1991)
(Plan 4. Carl Humann’ın Bergama Planı).
Daha gelişmiş haritalar olan ve Osmanlı kent dokusunun yayıldığı alanı gösteren 1/ 2500 ölçekli 1926 tarihli haritalar üzerinde saptanacak alan içindeki kazılarda müze denetimi yapılmalıdır. Hatta Kentin rekonstrüksiyon maketinin yapılması ve sergilenmesi kentin antik çağdaki görkemini daha da ortaya koyacaktır




I. SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE İLİŞKİN ÖNERİLER

I.1. YASAL VE YÖNETSEL ÖNERİLER

“Tarihsel Çevrenin Korunması” konusunda, Merkezi Yönetimin ve Yerel Yönetimlerin bir arada ve işbirliği içinde, köklü yönetsel, yasal, ekonomik ve akçalı çözüm yolları ve olanakları geliştirmeleri gereklidir. Merkezi Yönetim ile Yerel Yönetimlere, yürürlükte olan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası (2863 ve 3386 Sayılı) ile İmar Yasası (3194), Belediye Yasası’nda (1580) tarihsel çevrenin korunması konusunda bazı görev ve yetkiler verilmiştir.
Ancak, özellikle Yerel Yönetimlerin bu yetkileri tam ve doğru olarak kullandıklarını söylemek olası değildir. Tarihsel çevre sorunları, her yörede kendine özgü bir şekilde açığa çıkmaktadır. Bu nedenle, öncelikle o yöredeki her türlü yerel hizmetten yerel yönetimler sorumludur. Yerel yönetimler “halkın ortak ve yerel gereksinimlerini gideren” kamu kuruluşları olarak tanımlanırlar. Tanımda yer alan iki temel ölçüt, halkın “ortak gereksinmesi” olması ve gereksinmenin “yerel” olmasıdır.
Tarihsel çevre sorunları da “yerel ve ortak “ sorunlardandır. Bu durumda, tarihsel çevrenin korunması sorununun öncelikle yerel yönetimin sorunu olduğu söylenebilir.
Kentsel yaşamın düzenlenmesinden öncelikle belediyeler sorumludur. Belediye mevzuatı, kentsel yaşam çevresinin düzenlenmesi amacıyla belediyelere önemli olanaklar vermiştir. Bu olanaklar arasında; yönetsel düzenleyici metin hazırlama, belediye ceza sistemini uygulama ve izin ruhsat gibi süreçler bulunmaktadır.
1930 tarihli ve 1580 Sayılı Belediye Yasası’nın bazı maddeleri yerel yönetimlere koruma, çevre düzenlemesi ve ıslahı konularında önemli yetki ve görevler vermiştir. Bu yasa günümüz koşullarında kullanılabilirliğini yitirmiş olmasına rağmen yeni bir yerel yönetim reformu yapılıncaya kadar geçerliliğini korumaktadır.
Belediye Yasası 15/35, 19, 115, 159 sayılı maddeleri tarihsel çevre koruma alanlarında Belediyelere önemli görevler vermektedir. (KARAGÖZOĞLU, H.F., SÖNMEZ, İ., KARAGÖZOĞLU, T., 1989)

I.2. Zabıta Yönetmelikleri :
Belediye yetkilerini belirten 19 Madde; Belediyelere kent yaşamının kolaylaştırılması için her türlü girişimde bulunma, yasaklar koyma ve yasaklara uymayanlara ceza verme yetkisi getirmiştir. Bu yetkiye dayanarak, Belediyeler düzenledikleri “Zabıta Yönetmelikleri” ile Belediyenin kolluk gücü olan zabıtanın çalışmalarını kurala bağlayabilirler. Ancak, zabıta yönetmelikleri, günümüzde yasaklar listesi durumuna getirilmiştir.
Zabıta yönetmelikleri, kentsel yaşam standardını, ilkelerini, koşullarını belirlemelidir. Tarihsel çevrelerde kaçak yapılaşma, izinsiz onarım, onarımların ruhsata uygunluğunun denetlenmesi, altyapı ve üstyapının sağlık koşullarına uygunluğunun denetimi, yapı kullanım türünün plana ve çevre niteliğine uygunluğunun denetlenmesi vb. denetim, kontrol yetkisi ile donatılmış bir “Tarihsel Çevre Zabıtası” oluşturulması, yerel olarak bunların Belediye İmar Müdürlükleri ile eşgüdüm içinde çalışması sağlanmalıdır. Bu zabıtalara, aynı zamanda kentsel çevreyi yakından ilgilendiren hava, toprak ve su kirliliği, gürültü, katı atıklar, görsel kirlenme (afiş, pankart ve levhalar), ulaşım ve otopark sorunu, kentlerin genel temizliği ve yeşil alanlar gibi temel çevre sorunları ile de ilgilendirilerek genel bir “ÇEVRE ZABITASI”
niteliği kazandırılabilir.


I.3. Sağlık Zabıtası Yönetmelikleri :
1593 Sayılı Umumi Hıfzısıhha Yasası, İçişleri ve Sağlık Bakanlıkları’nın uygun bulması koşuluyla, Belediyelere “Sağlık Zabıtası Yönetmeliği” çıkarma yetki ve ödevini vermiştir. Yönetmelik, Umumi Hıfzısıhha Yasası hükümlerini belediye sınırları
içinde belediye zabıtası aracılığıyla uygulama amacına yöneliktir. Kentsel çevrenin dolayısıyla onun içinde önemli bir yer tutan tarihsel çevrenin daha sağlıklı olmasına yönelik bu yönetmelik çevre sağlığı gereksinmelerini standart ilke ve kuralları göz önüne alınarak hazırlanmalıdır.

I.4. İmar Yönetmelikleri :
Tarihsel çevre sorunlarının kökeninde hızlı, plansız kentleşme ve arsa spekülasyonu
yatmaktadır. Kentleşme olgusu İmar Yasalarıyla düzenlenmiştir ve getirilen kurallar Belediyelerde İmar Yönetmelikleriyle uygulanmaktadır. Bu yönetmeliklere tarihsel çevrenin korunması, ıslahı ve geliştirilmesi ile ilgili maddeler eklenerek koruma yönünde önemli adımlar atılabilir.

I.5. Ruhsat Yetkileri :
Belediyelerin en önemli yetkilerinden biri de, üretim sırasında sağlık açısından olumsuz sonuçlar doğurabilecek işyerlerini “ruhsata bağlama” yetkisine sahip olmasıdır. Çalışma için bir izin belgesi durumunda olan ruhsatlar çalışma koşullarını da içermektedir. Ancak, bu koşulları taşıyan işyerlerinin açılmasına ve çalışmasına izin verilir. Koşullar yerine getirilmez ise ruhsat geri alınır. Tarihsel çevrelerde, tarihi dokuyu koruyucu, tahrip etmeyecek nitelikte işyerlerinin yer alması esastır. Bunun denetimi, plana uygun olup olmadığının kontrolü, işyerlerinin ruhsat aşamasında yapılabilir.
Umumi Hıfzısıhha yasasına göre, Gayrı sıhhi Müesseselerden tarihsel çevre için sakınca yaratan I. ve II. Derece Gayrı sıhhi kuruluşların tarihsel dokular içinde yer almaları önlenmelidir. Var olanların ruhsatları iptal edilerek, doku dışına taşınmaları sağlanmalıdır. Koruma amaçlı planlarda da geleneksel dokuyla uyumlu, geleneksel nitelikte tarihi ticaret kullanımlarının (halıcılık, kilimcilik, el sanatları, vb.), pansiyon, konaklama ve konut kullanımları ile beraber yer almaları sağlanmalıdır.
Eski adı “Küşat Yönetmeliği”, yeni adı ise “İşyeri Açma Yönetmeliği” olan yönetmelik ile, belediyeler üretim, imalat yerleri açılması ve çalışması için gerekli koşulları belirleme yetkisine sahiptir. Bu yönetmelikle, doğal ve tarihsel çevre üzerinde olumsuz etkisi bulunan bir çok üretim kuruluşu sıkı denetim altına alınabilir.
“Yapılaşma İzni” ve “Oturma ve Kullanma İzni” ile ilgili kurallar, tarihsel çevrelerin bakım ile onarımlarını sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir. Yeni yapı yapımı, eski yapıların korunması gerekli olanlarının onarılmaları, Koruma Amaçlı Planlarda açıklanan yapılaşma ve onarım koşullarına uygun olarak yapılmasının sağlanması ve bunun denetlenmesi gerekmektedir.
Yukarıda sayılan yasal yetkiler Belediyelerimizde halen kullanılmaktadır. Bu yetkiler tarihi ve doğal çevre korunması açısından etkin bir biçimde kullanılabilir ve böylelikle daha iyi bir kentsel çevre yaratılabilir.
Ancak, belediyeler, tarihsel çevreyi koruma konusunda bilinçli ve eğitilmiş kadrolara yeterince sahip değillerdir. Ankara Büyükşehir Belediyesi bu konuda, Şanlıurfa ve Bergama Belediyelerine nazaran çok daha nitelikli ve uzman kadrolara sahiptir. Eleman yetersizliği, tarihsel çevrede koruma planlaması, uygulaması ve denetimi bakımından büyük sınırlama getirmektedir.
Bu nedenle, belediyenin örgüt yapısında ileriye yönelik düzenlemeler yapılması, doğrudan başkana ve imar müdürüne bağlı “Tarihsel Çevre Koruma Müdürlüğü” oluşturulması, bu birimlerin ilgili uzman meslek dalları ile donatılması gereklidir. Arkeolog, sanat tarihçisi, restorasyon uzmanı mimar ve şehir plancısı bu birimlerin temel kadroları olmalıdır. Gerçekleştirilmesi güç ve zaman alıcı kadroların oluşturulması yanı sıra, belediyelerin ellerindeki olanakları kısa vadede bilinçle kullanmaları, tarihsel çevrelerde koruma ve geliştirme çalışmalarında başarı getirecektir. Kültür Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve Bayındırlık İskan Bakanlığı Belediyelere Önderlik yapmak ve tarihsel çevre korunması çalışmaları için eğitimi vermek gibi bir sorumluluk düşmektedir.

II. BERGAMA BELEDİYESİ İÇİN TARİHSEL ÇEVRE KORUMA STRATEJİLERİ

II.1. ARKEOLOJİK SİT ALANLARI KORUMA POLİTİKALARI

Zaman ve insanoğlunun Bergama Arkeolojik ve Kentsel Sit Alanları’nda yapmış olduğu tahribat ve erozyon karmaşık bir sorun demeti yaratmaktadır. Isı değişimi, deprem, rüzgar ve su vb. doğal kuvvetlerin erozyonu yanı sıra, insanoğlunun yüzyıllardır oluşturduğu yağma ve tahribatlar, yöreye yerine konmayacak kayıplar vermiştir. Uluslararası platformlarda kabul edilmiş kazı, restorasyon ve koruma yöntemleri (Venedik Tüzüğü vd.) ile, doğanın arkeolojik sit alanları ve anıt eserler üzerinde yaptığı aşındırma geciktirilebilir.
İyi planlanmış ve uygulamaya konmuş bir tanıtım ve gezi programı, günümüzde ve gelecek kuşaklar için korunması gerekli bu kültürel mirasa daha anlayışla bilinçle bakılmasını destekleyecektir.
Korumanın gerçekleşmesi, eserlerin bir bütün olarak kalmaları ve en iyi şekilde sergilenmelerini sağlamak için özel bir özen gösterilmelidir. Bu işlemlerin en önemlisi, arkeolojik alanlar içinde ve yakın çevresinde gecekondu işgalinin ve kaçak yapılaşmalarının önlenmesidir. Çok katlı yapılaşmaların engellenmesi, siluet denetiminin yapılması büyük önem taşımaktadır. Dokunun bozulmakta olduğu kesimlerde “Koruma Amaçlı” planlama ve projelendirme çalışmaları ile öncelikli olarak önlemler alınmalıdır (Plan 5. Alan Nitelikleri). (TUNÇER, M., 1995,)
Arkeolojik Sit Alanında halen açıkta duran parçaların takviyesi, yerlere düşmüş olan kalıntıların korunması önem taşımaktadır. Arkeolojik kalıntıların korunması, üstlerinin hafif örtülerle örtülmesi, geçici depolama veya sergileme amacıyla yöreden alınması veya uygun olan yerlerde yapının özgün durumuna uygun olarak restorasyon ilkelerine bağlı olarak restore edilmesi gereklidir. Özgün yapıdan çeşitli nedenlerle yıkılarak dağılmış olan mimari yapı elemanlarının toplanarak yeniden bir araya getirilmesi, anastilosis uygulamaları Antik Kente bir bütünlük görüntüsü kazandırılacaktır.
Bergama Kentsel ve Arkeolojik Sit Alanları Koruma Amaçlı İmar Planı’nda yer alan “ARKEOPARK” için, Ankara’da halen Ankara Büyük Şehir Belediyesi tarafından yaptırılmakta olduğu gibi, bir “Arkeoloji Master Planı” yapılmalı, çeşitli dönemlerde yapılmış kazı, sondaj, araştırma raporları bilimsel olarak bir araya getirilmelidir.
Kentin “Rekonstrüksiyon Planı” yapılarak, Hellenistik ve Roma Dönemi kent dokusu kesinlikle saptanmalı ve daha sonra arkeoloji, restorasyon, planlama, peyzaj ve kent mobilyası ilkeleri doğrultusunda detaylı plan ve projelendirmeleri yapılmalıdır (DİA 8. Kızıl Avludan Akropolis’e Bakış) .

II.2. KENTSEL SİT ALANLARI KORUMA POLİTİKALARI

II.2.1. Makro Politikalar:

Bergama Belediyesi, belediye sınırları içerisinde yer alan ve kamu mülkiyetindeki (hazine, vakıf, vd.) arazi ve arsa stoku belirlenerek, bu alanlar özel mülkiyete devir edilmeden “Koruma Amaçlı İmar Planı” kararlarının gerçekleştirilmesi doğrultusunda kullanılmalıdır (TUNÇER, M., 1995,)
Belediye, kentin gelişmesinin sağlıklı bir şekilde kontrol edebilmek amacıyla, gelişme konut alanlarında arsa edinmeli ve bu alanların alt yapısını sağlayarak olanakları ölçüsünde konut üretmeli, arkeolojik ya da kentsel sit alanlarında belirlenen tasfiye alanlarında yerleşik kişilere, arsa tahsis ederek, kendi evini yapana yardım ederek, kredi, malzeme desteği yaparak ev sahibi olmaları desteklenmelidir.
Belediye, “Bergama Koruma Amaçlı Planı” nın uygulanması ve kamu yararına olan kullanımların ve korumanın gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla, önemli bir yasal araç olan İmar Yasası 18. Madde (hamur) uygulamasını gerçekleştirmelidir. Bu sayede, kamu amaçlı kullanımlar (yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil alan, vd.) bedel ödemeksizin kamu eline geçecek ve Bergama Belediyesi uygulamalarda önemli bir arazi stokunu elinde bulunduracaktır.

II.2.2. Kentsel Sit Alanı Korunması ve Geliştirilmesine İlişkin Politikalar:

Koruma kararlarının alınması ve uygulanması örgütler arası bir karar sürecidir. K.T.V.K. Yüksek Kurulu ve İzmir Koruma Kurulu, karar üreten bir kuruluş olmasına rağmen, uygulama, denetim ve parasal kaynak kullanma yetkisi diğer kamu kuruluşlarına ve özellikle yerel yönetimlere verilmiştir.

II.2.2.1. Örgütlenmeye İlişkin Öneriler:

Kentsel sit alanı içerisinde, yapılacak restorasyon ve onarımların, yapı yapılacak plana uygun yapıların, plan eki olan “Uygulama Yönetmeliği”, “Plan Notları” ve K.T.V.K. Kurulları kararları doğrultusunda, kentsel sit alanı ve çevresi ile uyumunun sağlanabilmesi amacıyla; Bergama Belediyesi, doğrudan başkana bağlı bir “Tarihsel Çevre Koruma Müdürlüğü” oluşturulmalıdır. Bu müdürlüğün görevleri arasında, belediyece tarihi kent dokusu içerisinde yapılacak altyapı, çevre düzenleme çalışmalarını yönlendirmek, etaplamak, tek yapıya ilişkin uygulamaları plana uygunluğunu kontrol ederek denetlemektedir.
Evini onarmak isteyenlere, plan, proje ve maddi yardım yaparak koruma uygulamalarına desteklemeli, Bergama ile ilgili geliştirilen plan ve projeleri, sergiler açarak halka tanıtmalı, broşür basarak halkın ilgi ve katılımı ile bilinçlenmesi sağlanmalıdır.
Bergama Belediyesi; anıtsal ve sivil mimarlık örneklerinin korunmasını sağlamak amacıyla, Kültür Bakanlığı, Turizm Bankası, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve ilgili diğer kamu kuruluşları ile, özel sektörün parasal ve teknik desteğini Bergama’ya çekmek amacıyla çalışmalar yapmalıdır.
“Bergama Koruma Planı” ve buna bağlı geliştirilecek olan projeleri yurt dışında tanıtarak kültürel amaçlı kredi, fon ve yardımlardan kaynak sağlamalıdır.


II.2.2.2. Uygulama Sürecine İlişkin Öneriler:

Ülkemizde koruma imar planları, oldukça uzun süren onama sürecinden geçtikten sonra, diğer imar planları gibi kendi doğal sürecine terk edilmektedir. Ancak; korunması gerekli kent parçaları, planın uygulamaya aktif olarak sokulamaması sonucunda kaçınılmaz olarak yıkım ve yok olma sürecine girmektedir. Bir kaç yıl sonra yeni saptama ve belgeleme çalışmaları, buna bağlı olarak güncelliğini yitirdiğinden ve baskılarla yeni planlama çalışmaları yapılmakta ve geleneksel dokular zamanla yitirilmektedir. Ayrıca tescil listelerinden düşme, Bergama’da olduğu gibi sit sınırlarında değişiklik yapılması ve daraltılması da bu süreci olumsuz etkileyen faktörlerdir. Koruma amaçlı imar planı uygulaması, diğer alanların planları gibi zaman içine çok yayılmamalıdır. Aktif planlama, eylem planlaması, öncelikli alan planlaması, böl ve yönet modeli gibi planlama ve uygulama süreci hakim olmalıdır.
Maddi ve manevi kültür varlıklarını ve onun doğal çevresini korumak ve geliştirmek, gelecek kuşaklara olabildiğince tam ve eksiksiz olarak aktarmak zorundayız. Ancak bunun uygulamadaki güçlüklerini de bilmek, gerçekçi çözümler getirmek açısından yararlı olacaktır. Kentsel çevrenin korunması ve geliştirilmesi çalışmaları kapsamında; arkeolojik, tarihsel, mimari, görsel ve etnografik değerler taşıyan Bergama kenti, ölü müze alanları olarak değil, yaşayan ve içinde bulunduğu bölgenin turizm, kültürel, sosyal ve ekonomik gelişimine katkıda bulunan, sürdürülebilir kalkınmayı sağlayabilecek çevreler olarak korunması gereklidir. Bu nedenle sağlıklı bir envanter çalışması ile var olan analiz çalışmaları güncelleştirilmeli; geleneksel mimari özelliklerin yoğun olduğu, bozulmakta olduğu ve niteliğini yitirmiş alanlar saptanmalıdır (Plan 6. Yapı Stoğu Nitelikleri).
Korunacak ve geliştirilecek alanlarda başlatılacak ve sürdürülecek eylemler için gerekli ilk finansman sağlandıktan sonra, bu alanlara verilmiş olan işlev, bu finansmanı geri döndürecek bir mekanizmaya bağlanmalıdır. Aksi taktirde, kaynakları sınırlı olan Bergama Belediyesi ve Kültür Bakanlığı’nın kültürel amaçlı da olsa geri dönmeyecek tutarlar ödemesi, sınırlı kalması ya da hiç ödeyememesi gibi bir sonuçla karşı karşıya kalınabilir. Bu nedenle; Belediye Yasası’nın yukarıda anılan maddelerinin uygulanması ve ilgili sağlık, zabıta kolluk gücünün uygulamaya konması, Bergama’daki tarihsel çevreleri koruma amaçlı çabalara yasal bir güç verecektir.
Yapı sahiplerine verilecek kredi konusunda ise; “Özel Hukuka Tabi Gerçek ve Tüzel Kişilerin Mülkiyetinde Bulunan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Katkı Fonu Yönetmeliği” (25.06.1985 Tarih ve 18791 Sayılı Resmi Gazete) koruma konusunda tescilli yapıların bakım ve onarımı için Kültür Bakanlığı tarafından malzeme (ayni), para (nakdi) ve teknik yardımlar ile verilecek kredilerin usul ve esaslarını belirlemektedir.
3386 Sayılı Yasa’nın 5. Maddesi’nde ise; “Koruma amaçlı imar planında kültürel amaçlara ayrılan tescilli yapıların, bu amaçla onarılıp değerlendirilmesi kaydıyla, koruma kurullarının karar ve Bakanlığın tasdiki ile Belediyelerce kamulaştırılması yapılabilir” denilmekte ve Belediyelere, kentsel sit alanlarındaki kültürel amaçlı yapıları kamulaştırarak onarma olanağı sağlamaktadır. Ayrıca, aynı maddenin (f) bendinde; “Sit alanı olması nedeni ile kesin inşaat yasağı getirilmiş korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının bulunduğu parseller, malikinin başvurusu üzerine bir başka hazine arazisi ile yer değiştirilebilir, üzerinde bina, tesis var ise, malikinin başvurusu üzerine rayiç bedeli 2942 sayılı kanunun 11. Maddesi hükümlerine göre belirlenerek ödeme yapılır.” denilmektedir. Bu hüküm doğrultusunda, mal sahipleri ile belediye arasında karşılıklı bir anlaşma yapılması olanağı doğmaktadır. Kentsel sit alanındaki bazı özel yapılar, bu şekilde takas edilerek mülkiyeti Bergama Belediyesi tarafından elde edilebilir.

Bergama Belediyesi :
· Döner sermaye işletmesi kurma;
· Birlik kurma, birliğe ve ortaklığa katılma, ayrıcalık verme,
· Belediye bütçesi içinde, ya da dışında işletme eliyle yönetme ve benzeri örgütleri oluşturabilir.

Bu örgütlerden özellikle “Döner Sermaye” ve “İşletme” örgütlerinden, kentsel koruma ve geliştirme / yenileme için yararlanabilir. Bu tür örgütler, mevcut yasalarla hemen kurulabilir ve tarihsel çevre koruma eylemlerine ekonomik bir boyut kazandırabilir.
Bergama Koruma Planı bütünü içerisinde yer alan ve “Kentsel Tasarım Alanı (Öncelikli Proje Alanı) “ olarak isimlendirilen, özel proje tasarım alanlarının saptanması, hazırlanacak onarım ve çevre düzenleme projeleri uyarınca öncelikler belirlenerek uygulamaya girilebilir.
Bu yörelerde, öncelikle altyapı’nın ıslahı, eksikliklerinin tamamlanması gerçekleştirilerek üst yapının düzenlenmesine daha sonra geçilebilir. Özel Proje alanlarında, konut kullanımlarının sürmesi yönünde bir karar getirilmişse de, bu bölgelerdeki koruma, ıslah ve yenileme çalışmaları döner sermaye işletmesi (ya da kooperatif) tarafından yapılabilir. Konutları, özgün plan şemaları ve kullanımlarına uyumlu olarak, pansiyon, öğrenci yurdu, lojman vb kullanımlarla işleterek yatırımı geri dönüşlü hale getirmek mümkündür. Örgütlenme biçimi “Belediye İşletmesi” olan bu işletmenin görev alanı, koruma geliştirme alanı, bu görevi belirleyen sınırları çizen en önemli araç da “Koruma Planı” dır.

Bergama Belediyesi; Kültür Bakanlığı ile yurt içi ve dışı destekleri sağlayarak sürdürülebilir bir tarihsel çevre koruması ve geliştirilmesi uygulaması için aşağıda özetlenen konularda aktif bir görev yapmalıdır:

1. Sürekli, planlı, programlı ve projelere dayalı bir çalışma gerektiren kentsel koruma ve geliştirme uygulamalarında; ilgili merkezi yönetim (kamu) kurum ve kuruluşlarından (Kültür Bakanlığı, Turizm Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Maliye ve Gümrük Bakanlığı, Vakıflar Gn. Md., Çevre Bakanlığı vb) Bergama Belediyesi’ne kaynak aktarılmalı ve koruma geliştirme amaçlı projeler desteklenmelidir.
2. Koruma, sağlıklaştırma ve geliştirme konularına ağırlık veren Bergama Belediyesi İmar programları ilgili Bakanlıklarca desteklenmeli ve uygulama için kaynak aktarılmalıdır.
3. Bergama Belediyesi; kendi iç yapılanmasını yeniden gözden geçirerek, etkin, yetki ve sorumlulukları belirlenmiş, ilgili uzmanlık dallarından (arkeoloji, restorasyon, kentsel koruma, şehir planlama, mimari, peyzaj vb) oluşturulmuş bir birim kurmalıdır. Bu birim planlama, projelendirme ve koruma/sağlıklaştırma/geliştirme ve çevre düzenlemesi çalışmalarına etkin olarak girmelidir.
4. İmar Yasası, 18. Madde uygulaması yapılarak, kamu sosyal donatı alanlarından bir bölümü bu araçla sağlanmalıdır.
5. Koruma alanlarında, yapısını plan koşullarına uygun olarak onaran ya da yapısının çevresini düzenleyen özel mülk sahipleri desteklenmeli, bu kişilere proje ve parasal katkıda bulunulmalıdır. Mülk sahibi bu uygulamayı belirli bir süre içinde yapmadığı taktirde, Belediye bu görevi üstlenmelidir.

Bütün yukarıdaki önerilerin gerçekleştirilebilmesi için Bergama’da yaşayanların katkı ve katılımı en önemli kaynaktır. Tarihsel çevrenin korunmasının, Bergamalı’nın yararına olduğuna halk inandırılmalı, tarihsel çevre bilinci ve kaygısı verilmesine ilişkin çalışmalar ilkokul çağından başlayarak yapılmalıdır.
Yerel örgütler (muhtarlık, sokak düzenleme örgütleri, anıtsal ve doğal güzellikleri sevenler dernekleri vb) aracılığıyla, etkin uygulamalar yapılabilir ve sürekli bakım sağlanabilir. Halkın planlama ve uygulama sürecine katılımı, sivil toplum örgütlerinin (dernekler, vakıflar, odalar vb) etkin desteğinin sağlanması ile demokratikleşmenin yaygınlaşacağı bir ortam da oluşabilecektir.

II.2.2.3. Sosyal Yapıya İlişkin Öneriler :

Orta Doğu Teknik Üniversitesi tarafından yapılmış “Bergama Sosyal Yapı Araştırması” sonuçları (1979) (TOL, S., USLU, A., ODTÜ) ile Akman Proje tarafından yapılan “Sosyal Anket” sonuçları (1991) birlikte değerlendirildiğinde; Bergama’da dıştan bazı fiziksel etki ve yenilenmelere karşın, sosyal yapının oldukça durağan ve benzer özellikler taşıdığı, giderek alım gücünün düşmesi, gelir gruplarının dengelerinin bozulması gibi ekonomik nedenlerle sosyal ve fiziksel yapının daha da bozulduğunu söylemek mümkündür.
Bergama da tarihsel çevrenin korunması ve geliştirilmesi çalışmaları için en önemli destek olacak yöre halkının sosyal yapısını bilmek önem taşımaktadır. Bergama, sosyal hareketliliğin olağan sınırlar dışına taşmadığı bir yerleşim yeridir. Dışa göç vermesine karşın, dışarıdan da göç aldığı için demografik yapı dinamik bir durum göstermektedir. Bergama’ya yönelik göç, koruma açısından temel sorunlardan birini oluşturmaktadır. Yasal olmayan yapılaşma ve yaygın olarak gecekondulaşma dediğimiz bu olgu bir yandan tarihi kent dokusunun ve arkeolojik sit alanlarının sınırlarını zorlamakta, diğer yandan anılan mekanlarla bir bütünlük göstererek büyümekte olan kentsel gelişme doğrultularını çarpıtmaktadır.
Tarihi kent dokusunun korunabilmesi açısından en önemli nokta kent içi hareketliliğin zararlı etkilerini giderebilmektir. Gelir durumu yükselen aileler, ya da yüksek gelir grubunda olup da tarihi dokunun dışında, daha modern ve konforlu konutlarda ya da yeni prestij mahallelerinde oturmak isteyenler, tarihi kent dokusunun dışına çıkmaktadır. Kiraya verilen eski konutlara bakım azalmakta, bir bakıma geleneksel konut dokusu bozulmaya ve yıkılmaya terk edilmektedir.
Kiracı konut sahibi ilişkisi yapıların bakımını ve onarımını da etkilemektedir. Gelir getirici onarım için belirli kullanım değişikliği gerekmektedir.
Eski Bergama yerleşimi, arkeolojik sit alanı ve tarihi kent merkezi ve yeni Bergama ile birlikte düşünülerek geliştirilmesi gereken sosyal bir çevredir. Geleneksel dokudaki mahalleler birbirine çok yakın fiziki ve sosyal özellikler göstermektedir. Ancak güneye doğru inildikçe fiziki yapı ile sosyal yapının değiştiği gözlenmektedir. Tarihi kent merkezinde yer alan geleneksel ya da yarı geleneksel, kır kökenli ya da düşük gelir gruplarına hizmet veren merkez ile, “Kızıl Avlu” çevresindeki ve güneye doğru yönelen turistik amaçlara yönelik yeni ticaret merkezi, bu sosyal yapıyı etkilemektedir. Ticaret ve marjinal meslek gruplarının barındığı, geçici ve sürekli değişken görünüm arz eden bu sosyal yapı, ekonomik açıdan nispeten daha güçsüz, eğitim açısından orta seviyede ve tarihi doku ve arkeolojik alanlara karşı ilgisiz / bilinçsiz olarak görülmektedir.
Bergama’da eskiden bu yana var olan turizm faktörü, çeşitli altyapı yatırımlarının yapılması (PTT, yol onarımı, çocuk bahçesi, meydan ve kavşak düzenlemeleri), yapılan tanıtıcı yayınlar ve turizm yatırımlarının artması gibi nedenlerle Bergama’ya karşı olan ilgiyi büyük oranda arttırmıştır.

Bergama’da korumayı kolaylaştırmak için geliştirilen sosyal yapıya ilişkin öneriler aşağıdadır (TUNÇER, M., 1995):
· Korumaya ilişkin planlama ve projelendirmelerin başarıya ulaşması ancak, bu kararların kamu ve yerel halk tarafından benimsenerek amacına uygun olarak uygulanması çabaları ile gerçekleşebilecektir.
· Bergama geleneksel dokusunda yaşayan konut sahipleri ile kiracıların, genel olarak yaşayanların haklarını koruyup gözetmek koruma çalışmalarında önemli bir hedef olmalıdır.
· Geleneksel dokuda nüfus yoğunluğunun azaltılması, zaman içinde konut olarak kullanılan bazı yapıların Koruma Planında öngörülen kullanımlara dönüşümü ile kademeli olarak gerçekleşebilecektir. Acil onarım gerektiren ve öncelikle korunması gereken bazı yapılara müdahalenin kamu eliyle hızlı bir şekilde yapılması gerektiği doğaldır. Bu yapıların geri kazanımlarında, yapıda yaşayanların ve mülk sahiplerinin hakları korunmalıdır.
· Kamu yapacağı kamulaştırmalarda, ya da kiracı tahliyelerinde, takas, yer gösterme ya da gerçek bedel ödeme gibi yöntemler uygulamalıdır. Kişilerin yakın çevrede iş sahibi oldukları düşünülerek, yapılacak yeni yapılar mümkün olduğunca tarihi kent merkezi ve yakın çevresinde olmalıdır. Kişilerin ulaşım giderlerini minimize edici, sosyal çevrelerinden koparmayacak bir yaklaşımla uygulama yapılmalıdır.
· Kamu, sosyal yapının geleneksel üretim ve satış faaliyetlerine öncülük edecek ve var olan el sanatlarını (bakırcılık, dericilik, dokumacılık vb) geliştirici bir şekilde yeniden oluşmasına gayret edilmeli, geleneksel Türk el sanatları yanı sıra çağdaş sanatçıların da bu doku içinde yer almasına öncülük edecek uygulamalar yapmalıdır.
· Konaklama faaliyetlerine (otel, motel, aile pansiyonculuğu) destek personel ile ticaret erbabının eski Bergama evlerine yerleşmeleri, koruma ve geliştirme ile ekonomik aktivitelerin bir arada olmasına yardımcı olacağı düşünülmektedir.

Bu yazıda, Bergama’nın kentsel sit alanlarındaki anıtsal ve çevresel nitelikte pek çok yapısının güncel koruma sorunlarından ve koruma amaçlı imar planının uzun süren yapım sürecinden bahsedilmemiş, tarihi kent bütünündeki genel ve öncelikli sorunlar üzerinde durulmuştur. Bergama Sunağı için büyük titizlik gösteren merkezi ve yerel yetkililerin yukarıda sıralanan sorunlara da ivedi olarak eğilecekleri ümidini taşımaktayız.








KAYNAKLAR

· AKMAN Proje Ltd., 1991., “Bergama Koruma Amaçlı İmar Planı”, Plan Raporu.
· ERİŞ, E., 1991, “Bergama Uygarlık Tarihi”, Bergama Belediyesi Kültür Yayınları, No : 2.
· KARAGÖZOĞLU, H.F., SÖNMEZ, İ., KARAGÖZOĞLU, T., 1989, “Taşınır-Taşınmaz Eski Eserler Hukuku”
· TOL, S., USLU, A., ODTÜ Mimarlık Fakültesi, Restorasyon Bölümü, 1979, “Bergama Tarihi Konut Dokusundan Örnek Bir Alan Çözümlemesi: Yamaçevler Yerleşmesi, Dede-Kadı Sokak”, Yayımlanmamış Teksir.
· TUNÇER, M., 1995, “Sürdürülebilir Kalkınma İçin Tarihsel Çevreyi Koruma Politikası : Ankara, Bergama ve Şanlıurfa Örnekleri”, Yayımlanmamış Doktora Tezi, A.Ü., SBF.
· TUNÇER, M., 1992, “Zeus’u Bırak, Bergama’ya Bak”, Konutbirlik dergisi, S:102-103.
· TUNÇER, M., 1993, “Bergama Tarihi Kent Dokusu Sosyal Yapısı ve Korumaya Yönelik Öneriler”, Konutbirlik Dergisi, S:107.



[1] Doç. Dr., Şehir Yük. Plancısı, Gazi üniversitesi, Şehir ve bölge Planlama Bölümü ve Ankara Üniversitesi, Kamu Yön. Ve Siyaset ABD Öğretim Görevlisi.

KÜLTÜR, SANAT VE BİLİM KENTİ BERGAMA’YI KORUMAK



































KÜLTÜR, SANAT VE BİLİM KENTİ BERGAMA’YI KORUMAK

Doç.Dr. Mehmet TUNÇER [1]

Bergama Sunağı, Sunağın Berlin’e kaçırılışı ve geri iadesi için harcanan çabaları, Bergama Belediye Başkanı’nın müze önünde gecelemesi konu ile ilgili hemen herkes tarafından bilinmektedir. Bergamalılara verilen cevap daha da ilginç ve acıdır: “Sunağı geri verirsek inşaatlarda kullanırsınız !”














Berlin Pergamon Müzesinde Zeus Sunağı (Rekonstrüksiyon)

Nitekim günümüzde bile hala pek çok değerli arkeolojik parça inşaatlarda devşirme malzeme olarak kullanılmaktadır. Bergama sokaklarında dolaşırken dikkatli bir gözün görebileceği parçalar ile küçük bir müze donatılabilir.
Bergama’da bugün geleneksel doku ve yeni gelişmeler iç içe girmiş, antik dönem kalıntıları ise silinmek üzeredir .















Bergama (Pergamon) Antik Şehir Yerleşim Maketi
http://www.vroma.org/images/raia_images/pergamon_altar_plan3.jpg


Bergama kentsel ve arkeolojik sit alanları; yani iki bin yılı aşkın bir süredir, bilim adamlarının, arkeologların, mimarların, sanat tarihçilerinin, kent plancılarının, heykeltıraşlarının ve benzeri sanat ve kültür adamlarının hayranlıkla bahsettikleri, üzerinde araştırmalar yapıp, yazılar yazdıkları ve övgü ile bahsettikleri tarihi kent bugün yer yer yok olma tehlikesi ile karşı karşıya… (TUNÇER, M., 1992)


Mühendislik Harikası Olan Dünyanın En Dik Antik Tiyatrosu.


Özellikle;
· Kent merkezi çevresinin önceleri kentsel sit alanı olan kesiminin sit alanından çıkarılması ve bu kesim için yoğunlaşmaya yönelik yeni bir imar planı yapılması,
· Kent ile bütünleşik olan arkeolojik alanlarda özellikle Musalla Tepesi çevresindeki kaçak yapılaşmalar,
· Arkeolojik kalıntıların üstünde yer seçen askeri alanlar,
kentin Selçuklu ve Osmanlı Dönemi geleneksel kent dokusu ile, Roma Dönemi’ne ait en önemli iki tiyatrosunu yok olma noktasına getirmiştir.
Bu tiyatrolardan biri, Anadolu’da ender rastlanan, Side ve Aspendos benzeri, herhangi bir doğal dayanağı bulunmadan tamamen yapay olarak inşa edilmiştir. Bir başka özelliği de bir çayın üzerine tonozlar kurularak inşa edilmiş olması ve zaman zaman suyun önü kesilerek su sporları ve gösterileri için de kullanılmış olmasıdır.
Tiyatrolardan diğeri ise Viran Kapı olarak adlandırılmakta, kaveası içinde zeytin ağaçları yetişmiş, formunu gecekondulardan korumaya çalışmaktadır. Bu tiyatroların çevresi tamamen yasal olmayan yapılaşmalarla çevrilmiş, yol, su, elektrik gibi kentsel altyapı servisleri getirilmiş ve imar ıslah tapuları verilme yolu açılmıştır







Viran Kapıda Antik Tiyatro Kalıntısı

Bergama için esas büyük tehlike, kentin yenilenmesi için yapılmış ve geleneksel dokunun büyük bir kısmını da içeren yürürlükteki imar planından kaynaklanmaktadır.
Bu planda, Bergama’nın Selçuk ve Osmanlı dönemi tarihi kent dokusu tamamen yok varsayılarak, dokuyla uyumlu olmayan yeni yollar önerilerek bir kısmı açılmış, geleneksel parsel ve yapı düzeni ile çelişen büyük parseller ve çok katlı (4-5 kat) yapılaşmalar önerilmiştir. Bu plan kararlarına uygun olarak kent merkezinde önemli bir cadde açılmış, eski Bergama evleri yıkılarak, yeni yapılaşma ruhsatları verilmiştir. Bu plana uygun yapılar kent içinde, özellikle geleneksel kent merkezi çevresinde yükselmeye başlamış ve Bergama’nın İzmir girişindeki etkileyici Akropol görünüşü yer yer örtülmeye başlamıştır. Akropol’den kente bakıldığında da; ne yazık ki, 2000 yıllık kentin siluet ve görselliğinin dokuyla uyumsuz, çirkin beton bloklar tarafından bozulduğu ve kentin kimliğinin yer yer yitirilmeye başladığı gözlenmektedir










Akropol Hera Kutsal Alanından Bergama’ya Bakış

Kentsel sit alanı, tarihi kent merkezi çeperlerine kadar daralttığından, bu alan dışında kalan kesimlerde uygulanmakta olan imar planı, Bergama tarihsel kent dokusunun ve kent kimliğinin giderek yok olmasına neden olacaktır. Bergama’da Kültür Bakanlığı tarafından hazırlanmakta olan ancak şu anda yürürlüğe halen girmeyen “Koruma Planı” bu imar planının ancak bir bölümüne müdahale edebilmiş ve kat yükseklikleri düşürülmüştür. Ancak, geri kalan kesimlerin de kent dokusunu koruyucu ve geliştirici olarak ve siluetleri düşünerek yeniden ele alınması gereklidir.

Bir başka tehlike de; Pax Romanum (Roma Barışı) Dönemi’nin Anadolu’daki en önemli simgelerinden biri sayılan, Mısır Tanrıları için yapılmış ve Bizans Döneminde Bazilikaya çevrilmiş Anadolu’nun en büyük tapınaklarından biri olan Serapis Temple (Kızıl Avlu) ve üzerinde yer aldığı Roma Dönemi tonozu (tüneli) ‘nda vardır

























Ön Avlu ve Kızıl Avlu (Serapis Temple) Planı (Bergama ÇayıAntik Tünel içinden, avlu altından geçmektedir)


Bergama Çayı (Selinus), bu tapınak ve çevresindeki sosyal ve dinsel yapıların kullanılarak yaklaşık 200 metre doğusundaki bir tünele alınmış ve aşağı kent ile fiziksel bir bütünlük sağlamıştı. Bergama’nın bu kesimi yüzyıllardır ayaktadır ve “Ne Yerde, Ne Gökte Mahallesi” olarak bilinmektedir. Ancak, Kozak-Bergama-Soma Yolu’nun bu tonoz-tünel üzerinden Kızıl Avlu kenarından geçmesi, son yıllarda artan ağır araç trafiğinin neden olduğu yük ve titreşim 2000 yıldır ayakta duran bu çok önemli yapıya büyük zarar vermektedir. Hatta, tonoz-tünelde çökme tehlikesi bulunduğu söylenebilir. Bu güzergahın daha güneye kaydırılması ile ağır araç trafiğinden arındırılarak Kızıl Avlu ve yakın çevresinin yaya ağırlıklı bir “Açık Hava Müzesi” olarak düzenlenmesi ve kentin güney-doğusunda Bergama Çayı üzerinde yeni bir köprünün inşa edilmesi gereklidir (TUNÇER, AKMAN Proje Ltd., 1991)














Kızıl Avlu


Kızıl Avlu ve Kozak Yolu


Kızıl Avlu (1840) (T.Allom)

Kent içinde dolaşıldığında, antik dönemlerden kalma pek çok mermer parçanın devşirme olarak kullanıldığı gözlenmektedir. Roma dönemi Bergama’sının yaklaşık 250 000 nüfusa sahip, görkemli bir kent olduğu, Selçuk ve Osmanlı Kenti’nin tamamen bu kent üzerine kurulduğu düşünülecek olursa, kentin en azından Cumhuriyet Dönemine kadar geliştiği alanların altında Hellenistik Dönem ile Roma Dönemi kent kalıntıları yatmaktadır. Kentsel yapılaşmanın kaldırılarak kazı yapılması olanağı bulunmadığı düşünülürse, her yeni inşaatın temel kazısının arkeoloji ve sanat tarihi açısından ne kadar önemli olduğu çıkar. Nitekim Ankara’da son yıllarda Hisar Caddesi üzerinde yer alan Roma Tiyatrosu ve Odeonu böyle bir inşaat temel kazısı sonucunda tesadüfen açığa çıkmış, “Müze Denetimli Alan” içinde bulunduğundan anında gerekli önlemler alınıp kamulaştırılarak yok olması önlenmiştir. Denetimli kazı olmasaydı, pek çok yerde olduğu gibi bu tiyatronun da üzerinde bugün 6 katlı bir yapı yükseliyor olacaktı !
Bergama Arkeolojik sit Alanları dışında, kent içindeki yeni yapılaşmalarda temel kazılarının denetlenmesi, çıkabilecek her türlü bulgunun değerlendirilerek kentin Hellenistik ve Roma Dönemi Planının oluşturulması gereklidir. Bu tür çalışmaların ilki 1879 tarihinde Carl Human tarafından yapılmıştır (ERİŞ, E., 1991)
(Plan 4. Carl Humann’ın Bergama Planı).
Daha gelişmiş haritalar olan ve Osmanlı kent dokusunun yayıldığı alanı gösteren 1/ 2500 ölçekli 1926 tarihli haritalar üzerinde saptanacak alan içindeki kazılarda müze denetimi yapılmalıdır. Hatta Kentin rekonstrüksiyon maketinin yapılması ve sergilenmesi kentin antik çağdaki görkemini daha da ortaya koyacaktır




I. SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNE İLİŞKİN ÖNERİLER

I.1. YASAL VE YÖNETSEL ÖNERİLER

“Tarihsel Çevrenin Korunması” konusunda, Merkezi Yönetimin ve Yerel Yönetimlerin bir arada ve işbirliği içinde, köklü yönetsel, yasal, ekonomik ve akçalı çözüm yolları ve olanakları geliştirmeleri gereklidir. Merkezi Yönetim ile Yerel Yönetimlere, yürürlükte olan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası (2863 ve 3386 Sayılı) ile İmar Yasası (3194), Belediye Yasası’nda (1580) tarihsel çevrenin korunması konusunda bazı görev ve yetkiler verilmiştir.
Ancak, özellikle Yerel Yönetimlerin bu yetkileri tam ve doğru olarak kullandıklarını söylemek olası değildir. Tarihsel çevre sorunları, her yörede kendine özgü bir şekilde açığa çıkmaktadır. Bu nedenle, öncelikle o yöredeki her türlü yerel hizmetten yerel yönetimler sorumludur. Yerel yönetimler “halkın ortak ve yerel gereksinimlerini gideren” kamu kuruluşları olarak tanımlanırlar. Tanımda yer alan iki temel ölçüt, halkın “ortak gereksinmesi” olması ve gereksinmenin “yerel” olmasıdır.
Tarihsel çevre sorunları da “yerel ve ortak “ sorunlardandır. Bu durumda, tarihsel çevrenin korunması sorununun öncelikle yerel yönetimin sorunu olduğu söylenebilir.
Kentsel yaşamın düzenlenmesinden öncelikle belediyeler sorumludur. Belediye mevzuatı, kentsel yaşam çevresinin düzenlenmesi amacıyla belediyelere önemli olanaklar vermiştir. Bu olanaklar arasında; yönetsel düzenleyici metin hazırlama, belediye ceza sistemini uygulama ve izin ruhsat gibi süreçler bulunmaktadır.
1930 tarihli ve 1580 Sayılı Belediye Yasası’nın bazı maddeleri yerel yönetimlere koruma, çevre düzenlemesi ve ıslahı konularında önemli yetki ve görevler vermiştir. Bu yasa günümüz koşullarında kullanılabilirliğini yitirmiş olmasına rağmen yeni bir yerel yönetim reformu yapılıncaya kadar geçerliliğini korumaktadır.
Belediye Yasası 15/35, 19, 115, 159 sayılı maddeleri tarihsel çevre koruma alanlarında Belediyelere önemli görevler vermektedir. (KARAGÖZOĞLU, H.F., SÖNMEZ, İ., KARAGÖZOĞLU, T., 1989)

I.2. Zabıta Yönetmelikleri :
Belediye yetkilerini belirten 19 Madde; Belediyelere kent yaşamının kolaylaştırılması için her türlü girişimde bulunma, yasaklar koyma ve yasaklara uymayanlara ceza verme yetkisi getirmiştir. Bu yetkiye dayanarak, Belediyeler düzenledikleri “Zabıta Yönetmelikleri” ile Belediyenin kolluk gücü olan zabıtanın çalışmalarını kurala bağlayabilirler. Ancak, zabıta yönetmelikleri, günümüzde yasaklar listesi durumuna getirilmiştir.
Zabıta yönetmelikleri, kentsel yaşam standardını, ilkelerini, koşullarını belirlemelidir. Tarihsel çevrelerde kaçak yapılaşma, izinsiz onarım, onarımların ruhsata uygunluğunun denetlenmesi, altyapı ve üstyapının sağlık koşullarına uygunluğunun denetimi, yapı kullanım türünün plana ve çevre niteliğine uygunluğunun denetlenmesi vb. denetim, kontrol yetkisi ile donatılmış bir “Tarihsel Çevre Zabıtası” oluşturulması, yerel olarak bunların Belediye İmar Müdürlükleri ile eşgüdüm içinde çalışması sağlanmalıdır. Bu zabıtalara, aynı zamanda kentsel çevreyi yakından ilgilendiren hava, toprak ve su kirliliği, gürültü, katı atıklar, görsel kirlenme (afiş, pankart ve levhalar), ulaşım ve otopark sorunu, kentlerin genel temizliği ve yeşil alanlar gibi temel çevre sorunları ile de ilgilendirilerek genel bir “ÇEVRE ZABITASI”
niteliği kazandırılabilir.


I.3. Sağlık Zabıtası Yönetmelikleri :
1593 Sayılı Umumi Hıfzısıhha Yasası, İçişleri ve Sağlık Bakanlıkları’nın uygun bulması koşuluyla, Belediyelere “Sağlık Zabıtası Yönetmeliği” çıkarma yetki ve ödevini vermiştir. Yönetmelik, Umumi Hıfzısıhha Yasası hükümlerini belediye sınırları
içinde belediye zabıtası aracılığıyla uygulama amacına yöneliktir. Kentsel çevrenin dolayısıyla onun içinde önemli bir yer tutan tarihsel çevrenin daha sağlıklı olmasına yönelik bu yönetmelik çevre sağlığı gereksinmelerini standart ilke ve kuralları göz önüne alınarak hazırlanmalıdır.

I.4. İmar Yönetmelikleri :
Tarihsel çevre sorunlarının kökeninde hızlı, plansız kentleşme ve arsa spekülasyonu
yatmaktadır. Kentleşme olgusu İmar Yasalarıyla düzenlenmiştir ve getirilen kurallar Belediyelerde İmar Yönetmelikleriyle uygulanmaktadır. Bu yönetmeliklere tarihsel çevrenin korunması, ıslahı ve geliştirilmesi ile ilgili maddeler eklenerek koruma yönünde önemli adımlar atılabilir.

I.5. Ruhsat Yetkileri :
Belediyelerin en önemli yetkilerinden biri de, üretim sırasında sağlık açısından olumsuz sonuçlar doğurabilecek işyerlerini “ruhsata bağlama” yetkisine sahip olmasıdır. Çalışma için bir izin belgesi durumunda olan ruhsatlar çalışma koşullarını da içermektedir. Ancak, bu koşulları taşıyan işyerlerinin açılmasına ve çalışmasına izin verilir. Koşullar yerine getirilmez ise ruhsat geri alınır. Tarihsel çevrelerde, tarihi dokuyu koruyucu, tahrip etmeyecek nitelikte işyerlerinin yer alması esastır. Bunun denetimi, plana uygun olup olmadığının kontrolü, işyerlerinin ruhsat aşamasında yapılabilir.
Umumi Hıfzısıhha yasasına göre, Gayrı sıhhi Müesseselerden tarihsel çevre için sakınca yaratan I. ve II. Derece Gayrı sıhhi kuruluşların tarihsel dokular içinde yer almaları önlenmelidir. Var olanların ruhsatları iptal edilerek, doku dışına taşınmaları sağlanmalıdır. Koruma amaçlı planlarda da geleneksel dokuyla uyumlu, geleneksel nitelikte tarihi ticaret kullanımlarının (halıcılık, kilimcilik, el sanatları, vb.), pansiyon, konaklama ve konut kullanımları ile beraber yer almaları sağlanmalıdır.
Eski adı “Küşat Yönetmeliği”, yeni adı ise “İşyeri Açma Yönetmeliği” olan yönetmelik ile, belediyeler üretim, imalat yerleri açılması ve çalışması için gerekli koşulları belirleme yetkisine sahiptir. Bu yönetmelikle, doğal ve tarihsel çevre üzerinde olumsuz etkisi bulunan bir çok üretim kuruluşu sıkı denetim altına alınabilir.
“Yapılaşma İzni” ve “Oturma ve Kullanma İzni” ile ilgili kurallar, tarihsel çevrelerin bakım ile onarımlarını sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir. Yeni yapı yapımı, eski yapıların korunması gerekli olanlarının onarılmaları, Koruma Amaçlı Planlarda açıklanan yapılaşma ve onarım koşullarına uygun olarak yapılmasının sağlanması ve bunun denetlenmesi gerekmektedir.
Yukarıda sayılan yasal yetkiler Belediyelerimizde halen kullanılmaktadır. Bu yetkiler tarihi ve doğal çevre korunması açısından etkin bir biçimde kullanılabilir ve böylelikle daha iyi bir kentsel çevre yaratılabilir.
Ancak, belediyeler, tarihsel çevreyi koruma konusunda bilinçli ve eğitilmiş kadrolara yeterince sahip değillerdir. Ankara Büyükşehir Belediyesi bu konuda, Şanlıurfa ve Bergama Belediyelerine nazaran çok daha nitelikli ve uzman kadrolara sahiptir. Eleman yetersizliği, tarihsel çevrede koruma planlaması, uygulaması ve denetimi bakımından büyük sınırlama getirmektedir.
Bu nedenle, belediyenin örgüt yapısında ileriye yönelik düzenlemeler yapılması, doğrudan başkana ve imar müdürüne bağlı “Tarihsel Çevre Koruma Müdürlüğü” oluşturulması, bu birimlerin ilgili uzman meslek dalları ile donatılması gereklidir. Arkeolog, sanat tarihçisi, restorasyon uzmanı mimar ve şehir plancısı bu birimlerin temel kadroları olmalıdır. Gerçekleştirilmesi güç ve zaman alıcı kadroların oluşturulması yanı sıra, belediyelerin ellerindeki olanakları kısa vadede bilinçle kullanmaları, tarihsel çevrelerde koruma ve geliştirme çalışmalarında başarı getirecektir. Kültür Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve Bayındırlık İskan Bakanlığı Belediyelere Önderlik yapmak ve tarihsel çevre korunması çalışmaları için eğitimi vermek gibi bir sorumluluk düşmektedir.

II. BERGAMA BELEDİYESİ İÇİN TARİHSEL ÇEVRE KORUMA STRATEJİLERİ

II.1. ARKEOLOJİK SİT ALANLARI KORUMA POLİTİKALARI

Zaman ve insanoğlunun Bergama Arkeolojik ve Kentsel Sit Alanları’nda yapmış olduğu tahribat ve erozyon karmaşık bir sorun demeti yaratmaktadır. Isı değişimi, deprem, rüzgar ve su vb. doğal kuvvetlerin erozyonu yanı sıra, insanoğlunun yüzyıllardır oluşturduğu yağma ve tahribatlar, yöreye yerine konmayacak kayıplar vermiştir. Uluslararası platformlarda kabul edilmiş kazı, restorasyon ve koruma yöntemleri (Venedik Tüzüğü vd.) ile, doğanın arkeolojik sit alanları ve anıt eserler üzerinde yaptığı aşındırma geciktirilebilir.
İyi planlanmış ve uygulamaya konmuş bir tanıtım ve gezi programı, günümüzde ve gelecek kuşaklar için korunması gerekli bu kültürel mirasa daha anlayışla bilinçle bakılmasını destekleyecektir.
Korumanın gerçekleşmesi, eserlerin bir bütün olarak kalmaları ve en iyi şekilde sergilenmelerini sağlamak için özel bir özen gösterilmelidir. Bu işlemlerin en önemlisi, arkeolojik alanlar içinde ve yakın çevresinde gecekondu işgalinin ve kaçak yapılaşmalarının önlenmesidir. Çok katlı yapılaşmaların engellenmesi, siluet denetiminin yapılması büyük önem taşımaktadır. Dokunun bozulmakta olduğu kesimlerde “Koruma Amaçlı” planlama ve projelendirme çalışmaları ile öncelikli olarak önlemler alınmalıdır (Plan 5. Alan Nitelikleri). (TUNÇER, M., 1995,)
Arkeolojik Sit Alanında halen açıkta duran parçaların takviyesi, yerlere düşmüş olan kalıntıların korunması önem taşımaktadır. Arkeolojik kalıntıların korunması, üstlerinin hafif örtülerle örtülmesi, geçici depolama veya sergileme amacıyla yöreden alınması veya uygun olan yerlerde yapının özgün durumuna uygun olarak restorasyon ilkelerine bağlı olarak restore edilmesi gereklidir. Özgün yapıdan çeşitli nedenlerle yıkılarak dağılmış olan mimari yapı elemanlarının toplanarak yeniden bir araya getirilmesi, anastilosis uygulamaları Antik Kente bir bütünlük görüntüsü kazandırılacaktır.
Bergama Kentsel ve Arkeolojik Sit Alanları Koruma Amaçlı İmar Planı’nda yer alan “ARKEOPARK” için, Ankara’da halen Ankara Büyük Şehir Belediyesi tarafından yaptırılmakta olduğu gibi, bir “Arkeoloji Master Planı” yapılmalı, çeşitli dönemlerde yapılmış kazı, sondaj, araştırma raporları bilimsel olarak bir araya getirilmelidir.
Kentin “Rekonstrüksiyon Planı” yapılarak, Hellenistik ve Roma Dönemi kent dokusu kesinlikle saptanmalı ve daha sonra arkeoloji, restorasyon, planlama, peyzaj ve kent mobilyası ilkeleri doğrultusunda detaylı plan ve projelendirmeleri yapılmalıdır (DİA 8. Kızıl Avludan Akropolis’e Bakış) .

II.2. KENTSEL SİT ALANLARI KORUMA POLİTİKALARI

II.2.1. Makro Politikalar:

Bergama Belediyesi, belediye sınırları içerisinde yer alan ve kamu mülkiyetindeki (hazine, vakıf, vd.) arazi ve arsa stoku belirlenerek, bu alanlar özel mülkiyete devir edilmeden “Koruma Amaçlı İmar Planı” kararlarının gerçekleştirilmesi doğrultusunda kullanılmalıdır (TUNÇER, M., 1995,)
Belediye, kentin gelişmesinin sağlıklı bir şekilde kontrol edebilmek amacıyla, gelişme konut alanlarında arsa edinmeli ve bu alanların alt yapısını sağlayarak olanakları ölçüsünde konut üretmeli, arkeolojik ya da kentsel sit alanlarında belirlenen tasfiye alanlarında yerleşik kişilere, arsa tahsis ederek, kendi evini yapana yardım ederek, kredi, malzeme desteği yaparak ev sahibi olmaları desteklenmelidir.
Belediye, “Bergama Koruma Amaçlı Planı” nın uygulanması ve kamu yararına olan kullanımların ve korumanın gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla, önemli bir yasal araç olan İmar Yasası 18. Madde (hamur) uygulamasını gerçekleştirmelidir. Bu sayede, kamu amaçlı kullanımlar (yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi, yeşil alan, vd.) bedel ödemeksizin kamu eline geçecek ve Bergama Belediyesi uygulamalarda önemli bir arazi stokunu elinde bulunduracaktır.

II.2.2. Kentsel Sit Alanı Korunması ve Geliştirilmesine İlişkin Politikalar:

Koruma kararlarının alınması ve uygulanması örgütler arası bir karar sürecidir. K.T.V.K. Yüksek Kurulu ve İzmir Koruma Kurulu, karar üreten bir kuruluş olmasına rağmen, uygulama, denetim ve parasal kaynak kullanma yetkisi diğer kamu kuruluşlarına ve özellikle yerel yönetimlere verilmiştir.

II.2.2.1. Örgütlenmeye İlişkin Öneriler:

Kentsel sit alanı içerisinde, yapılacak restorasyon ve onarımların, yapı yapılacak plana uygun yapıların, plan eki olan “Uygulama Yönetmeliği”, “Plan Notları” ve K.T.V.K. Kurulları kararları doğrultusunda, kentsel sit alanı ve çevresi ile uyumunun sağlanabilmesi amacıyla; Bergama Belediyesi, doğrudan başkana bağlı bir “Tarihsel Çevre Koruma Müdürlüğü” oluşturulmalıdır. Bu müdürlüğün görevleri arasında, belediyece tarihi kent dokusu içerisinde yapılacak altyapı, çevre düzenleme çalışmalarını yönlendirmek, etaplamak, tek yapıya ilişkin uygulamaları plana uygunluğunu kontrol ederek denetlemektedir.
Evini onarmak isteyenlere, plan, proje ve maddi yardım yaparak koruma uygulamalarına desteklemeli, Bergama ile ilgili geliştirilen plan ve projeleri, sergiler açarak halka tanıtmalı, broşür basarak halkın ilgi ve katılımı ile bilinçlenmesi sağlanmalıdır.
Bergama Belediyesi; anıtsal ve sivil mimarlık örneklerinin korunmasını sağlamak amacıyla, Kültür Bakanlığı, Turizm Bankası, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve ilgili diğer kamu kuruluşları ile, özel sektörün parasal ve teknik desteğini Bergama’ya çekmek amacıyla çalışmalar yapmalıdır.
“Bergama Koruma Planı” ve buna bağlı geliştirilecek olan projeleri yurt dışında tanıtarak kültürel amaçlı kredi, fon ve yardımlardan kaynak sağlamalıdır.


II.2.2.2. Uygulama Sürecine İlişkin Öneriler:

Ülkemizde koruma imar planları, oldukça uzun süren onama sürecinden geçtikten sonra, diğer imar planları gibi kendi doğal sürecine terk edilmektedir. Ancak; korunması gerekli kent parçaları, planın uygulamaya aktif olarak sokulamaması sonucunda kaçınılmaz olarak yıkım ve yok olma sürecine girmektedir. Bir kaç yıl sonra yeni saptama ve belgeleme çalışmaları, buna bağlı olarak güncelliğini yitirdiğinden ve baskılarla yeni planlama çalışmaları yapılmakta ve geleneksel dokular zamanla yitirilmektedir. Ayrıca tescil listelerinden düşme, Bergama’da olduğu gibi sit sınırlarında değişiklik yapılması ve daraltılması da bu süreci olumsuz etkileyen faktörlerdir. Koruma amaçlı imar planı uygulaması, diğer alanların planları gibi zaman içine çok yayılmamalıdır. Aktif planlama, eylem planlaması, öncelikli alan planlaması, böl ve yönet modeli gibi planlama ve uygulama süreci hakim olmalıdır.
Maddi ve manevi kültür varlıklarını ve onun doğal çevresini korumak ve geliştirmek, gelecek kuşaklara olabildiğince tam ve eksiksiz olarak aktarmak zorundayız. Ancak bunun uygulamadaki güçlüklerini de bilmek, gerçekçi çözümler getirmek açısından yararlı olacaktır. Kentsel çevrenin korunması ve geliştirilmesi çalışmaları kapsamında; arkeolojik, tarihsel, mimari, görsel ve etnografik değerler taşıyan Bergama kenti, ölü müze alanları olarak değil, yaşayan ve içinde bulunduğu bölgenin turizm, kültürel, sosyal ve ekonomik gelişimine katkıda bulunan, sürdürülebilir kalkınmayı sağlayabilecek çevreler olarak korunması gereklidir. Bu nedenle sağlıklı bir envanter çalışması ile var olan analiz çalışmaları güncelleştirilmeli; geleneksel mimari özelliklerin yoğun olduğu, bozulmakta olduğu ve niteliğini yitirmiş alanlar saptanmalıdır (Plan 6. Yapı Stoğu Nitelikleri).
Korunacak ve geliştirilecek alanlarda başlatılacak ve sürdürülecek eylemler için gerekli ilk finansman sağlandıktan sonra, bu alanlara verilmiş olan işlev, bu finansmanı geri döndürecek bir mekanizmaya bağlanmalıdır. Aksi taktirde, kaynakları sınırlı olan Bergama Belediyesi ve Kültür Bakanlığı’nın kültürel amaçlı da olsa geri dönmeyecek tutarlar ödemesi, sınırlı kalması ya da hiç ödeyememesi gibi bir sonuçla karşı karşıya kalınabilir. Bu nedenle; Belediye Yasası’nın yukarıda anılan maddelerinin uygulanması ve ilgili sağlık, zabıta kolluk gücünün uygulamaya konması, Bergama’daki tarihsel çevreleri koruma amaçlı çabalara yasal bir güç verecektir.
Yapı sahiplerine verilecek kredi konusunda ise; “Özel Hukuka Tabi Gerçek ve Tüzel Kişilerin Mülkiyetinde Bulunan Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Onarımına Katkı Fonu Yönetmeliği” (25.06.1985 Tarih ve 18791 Sayılı Resmi Gazete) koruma konusunda tescilli yapıların bakım ve onarımı için Kültür Bakanlığı tarafından malzeme (ayni), para (nakdi) ve teknik yardımlar ile verilecek kredilerin usul ve esaslarını belirlemektedir.
3386 Sayılı Yasa’nın 5. Maddesi’nde ise; “Koruma amaçlı imar planında kültürel amaçlara ayrılan tescilli yapıların, bu amaçla onarılıp değerlendirilmesi kaydıyla, koruma kurullarının karar ve Bakanlığın tasdiki ile Belediyelerce kamulaştırılması yapılabilir” denilmekte ve Belediyelere, kentsel sit alanlarındaki kültürel amaçlı yapıları kamulaştırarak onarma olanağı sağlamaktadır. Ayrıca, aynı maddenin (f) bendinde; “Sit alanı olması nedeni ile kesin inşaat yasağı getirilmiş korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının bulunduğu parseller, malikinin başvurusu üzerine bir başka hazine arazisi ile yer değiştirilebilir, üzerinde bina, tesis var ise, malikinin başvurusu üzerine rayiç bedeli 2942 sayılı kanunun 11. Maddesi hükümlerine göre belirlenerek ödeme yapılır.” denilmektedir. Bu hüküm doğrultusunda, mal sahipleri ile belediye arasında karşılıklı bir anlaşma yapılması olanağı doğmaktadır. Kentsel sit alanındaki bazı özel yapılar, bu şekilde takas edilerek mülkiyeti Bergama Belediyesi tarafından elde edilebilir.

Bergama Belediyesi :
· Döner sermaye işletmesi kurma;
· Birlik kurma, birliğe ve ortaklığa katılma, ayrıcalık verme,
· Belediye bütçesi içinde, ya da dışında işletme eliyle yönetme ve benzeri örgütleri oluşturabilir.

Bu örgütlerden özellikle “Döner Sermaye” ve “İşletme” örgütlerinden, kentsel koruma ve geliştirme / yenileme için yararlanabilir. Bu tür örgütler, mevcut yasalarla hemen kurulabilir ve tarihsel çevre koruma eylemlerine ekonomik bir boyut kazandırabilir.
Bergama Koruma Planı bütünü içerisinde yer alan ve “Kentsel Tasarım Alanı (Öncelikli Proje Alanı) “ olarak isimlendirilen, özel proje tasarım alanlarının saptanması, hazırlanacak onarım ve çevre düzenleme projeleri uyarınca öncelikler belirlenerek uygulamaya girilebilir.
Bu yörelerde, öncelikle altyapı’nın ıslahı, eksikliklerinin tamamlanması gerçekleştirilerek üst yapının düzenlenmesine daha sonra geçilebilir. Özel Proje alanlarında, konut kullanımlarının sürmesi yönünde bir karar getirilmişse de, bu bölgelerdeki koruma, ıslah ve yenileme çalışmaları döner sermaye işletmesi (ya da kooperatif) tarafından yapılabilir. Konutları, özgün plan şemaları ve kullanımlarına uyumlu olarak, pansiyon, öğrenci yurdu, lojman vb kullanımlarla işleterek yatırımı geri dönüşlü hale getirmek mümkündür. Örgütlenme biçimi “Belediye İşletmesi” olan bu işletmenin görev alanı, koruma geliştirme alanı, bu görevi belirleyen sınırları çizen en önemli araç da “Koruma Planı” dır.

Bergama Belediyesi; Kültür Bakanlığı ile yurt içi ve dışı destekleri sağlayarak sürdürülebilir bir tarihsel çevre koruması ve geliştirilmesi uygulaması için aşağıda özetlenen konularda aktif bir görev yapmalıdır:

1. Sürekli, planlı, programlı ve projelere dayalı bir çalışma gerektiren kentsel koruma ve geliştirme uygulamalarında; ilgili merkezi yönetim (kamu) kurum ve kuruluşlarından (Kültür Bakanlığı, Turizm Bakanlığı, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Maliye ve Gümrük Bakanlığı, Vakıflar Gn. Md., Çevre Bakanlığı vb) Bergama Belediyesi’ne kaynak aktarılmalı ve koruma geliştirme amaçlı projeler desteklenmelidir.
2. Koruma, sağlıklaştırma ve geliştirme konularına ağırlık veren Bergama Belediyesi İmar programları ilgili Bakanlıklarca desteklenmeli ve uygulama için kaynak aktarılmalıdır.
3. Bergama Belediyesi; kendi iç yapılanmasını yeniden gözden geçirerek, etkin, yetki ve sorumlulukları belirlenmiş, ilgili uzmanlık dallarından (arkeoloji, restorasyon, kentsel koruma, şehir planlama, mimari, peyzaj vb) oluşturulmuş bir birim kurmalıdır. Bu birim planlama, projelendirme ve koruma/sağlıklaştırma/geliştirme ve çevre düzenlemesi çalışmalarına etkin olarak girmelidir.
4. İmar Yasası, 18. Madde uygulaması yapılarak, kamu sosyal donatı alanlarından bir bölümü bu araçla sağlanmalıdır.
5. Koruma alanlarında, yapısını plan koşullarına uygun olarak onaran ya da yapısının çevresini düzenleyen özel mülk sahipleri desteklenmeli, bu kişilere proje ve parasal katkıda bulunulmalıdır. Mülk sahibi bu uygulamayı belirli bir süre içinde yapmadığı taktirde, Belediye bu görevi üstlenmelidir.

Bütün yukarıdaki önerilerin gerçekleştirilebilmesi için Bergama’da yaşayanların katkı ve katılımı en önemli kaynaktır. Tarihsel çevrenin korunmasının, Bergamalı’nın yararına olduğuna halk inandırılmalı, tarihsel çevre bilinci ve kaygısı verilmesine ilişkin çalışmalar ilkokul çağından başlayarak yapılmalıdır.
Yerel örgütler (muhtarlık, sokak düzenleme örgütleri, anıtsal ve doğal güzellikleri sevenler dernekleri vb) aracılığıyla, etkin uygulamalar yapılabilir ve sürekli bakım sağlanabilir. Halkın planlama ve uygulama sürecine katılımı, sivil toplum örgütlerinin (dernekler, vakıflar, odalar vb) etkin desteğinin sağlanması ile demokratikleşmenin yaygınlaşacağı bir ortam da oluşabilecektir.

II.2.2.3. Sosyal Yapıya İlişkin Öneriler :

Orta Doğu Teknik Üniversitesi tarafından yapılmış “Bergama Sosyal Yapı Araştırması” sonuçları (1979) (TOL, S., USLU, A., ODTÜ) ile Akman Proje tarafından yapılan “Sosyal Anket” sonuçları (1991) birlikte değerlendirildiğinde; Bergama’da dıştan bazı fiziksel etki ve yenilenmelere karşın, sosyal yapının oldukça durağan ve benzer özellikler taşıdığı, giderek alım gücünün düşmesi, gelir gruplarının dengelerinin bozulması gibi ekonomik nedenlerle sosyal ve fiziksel yapının daha da bozulduğunu söylemek mümkündür.
Bergama da tarihsel çevrenin korunması ve geliştirilmesi çalışmaları için en önemli destek olacak yöre halkının sosyal yapısını bilmek önem taşımaktadır. Bergama, sosyal hareketliliğin olağan sınırlar dışına taşmadığı bir yerleşim yeridir. Dışa göç vermesine karşın, dışarıdan da göç aldığı için demografik yapı dinamik bir durum göstermektedir. Bergama’ya yönelik göç, koruma açısından temel sorunlardan birini oluşturmaktadır. Yasal olmayan yapılaşma ve yaygın olarak gecekondulaşma dediğimiz bu olgu bir yandan tarihi kent dokusunun ve arkeolojik sit alanlarının sınırlarını zorlamakta, diğer yandan anılan mekanlarla bir bütünlük göstererek büyümekte olan kentsel gelişme doğrultularını çarpıtmaktadır.
Tarihi kent dokusunun korunabilmesi açısından en önemli nokta kent içi hareketliliğin zararlı etkilerini giderebilmektir. Gelir durumu yükselen aileler, ya da yüksek gelir grubunda olup da tarihi dokunun dışında, daha modern ve konforlu konutlarda ya da yeni prestij mahallelerinde oturmak isteyenler, tarihi kent dokusunun dışına çıkmaktadır. Kiraya verilen eski konutlara bakım azalmakta, bir bakıma geleneksel konut dokusu bozulmaya ve yıkılmaya terk edilmektedir.
Kiracı konut sahibi ilişkisi yapıların bakımını ve onarımını da etkilemektedir. Gelir getirici onarım için belirli kullanım değişikliği gerekmektedir.
Eski Bergama yerleşimi, arkeolojik sit alanı ve tarihi kent merkezi ve yeni Bergama ile birlikte düşünülerek geliştirilmesi gereken sosyal bir çevredir. Geleneksel dokudaki mahalleler birbirine çok yakın fiziki ve sosyal özellikler göstermektedir. Ancak güneye doğru inildikçe fiziki yapı ile sosyal yapının değiştiği gözlenmektedir. Tarihi kent merkezinde yer alan geleneksel ya da yarı geleneksel, kır kökenli ya da düşük gelir gruplarına hizmet veren merkez ile, “Kızıl Avlu” çevresindeki ve güneye doğru yönelen turistik amaçlara yönelik yeni ticaret merkezi, bu sosyal yapıyı etkilemektedir. Ticaret ve marjinal meslek gruplarının barındığı, geçici ve sürekli değişken görünüm arz eden bu sosyal yapı, ekonomik açıdan nispeten daha güçsüz, eğitim açısından orta seviyede ve tarihi doku ve arkeolojik alanlara karşı ilgisiz / bilinçsiz olarak görülmektedir.
Bergama’da eskiden bu yana var olan turizm faktörü, çeşitli altyapı yatırımlarının yapılması (PTT, yol onarımı, çocuk bahçesi, meydan ve kavşak düzenlemeleri), yapılan tanıtıcı yayınlar ve turizm yatırımlarının artması gibi nedenlerle Bergama’ya karşı olan ilgiyi büyük oranda arttırmıştır.

Bergama’da korumayı kolaylaştırmak için geliştirilen sosyal yapıya ilişkin öneriler aşağıdadır (TUNÇER, M., 1995):
· Korumaya ilişkin planlama ve projelendirmelerin başarıya ulaşması ancak, bu kararların kamu ve yerel halk tarafından benimsenerek amacına uygun olarak uygulanması çabaları ile gerçekleşebilecektir.
· Bergama geleneksel dokusunda yaşayan konut sahipleri ile kiracıların, genel olarak yaşayanların haklarını koruyup gözetmek koruma çalışmalarında önemli bir hedef olmalıdır.
· Geleneksel dokuda nüfus yoğunluğunun azaltılması, zaman içinde konut olarak kullanılan bazı yapıların Koruma Planında öngörülen kullanımlara dönüşümü ile kademeli olarak gerçekleşebilecektir. Acil onarım gerektiren ve öncelikle korunması gereken bazı yapılara müdahalenin kamu eliyle hızlı bir şekilde yapılması gerektiği doğaldır. Bu yapıların geri kazanımlarında, yapıda yaşayanların ve mülk sahiplerinin hakları korunmalıdır.
· Kamu yapacağı kamulaştırmalarda, ya da kiracı tahliyelerinde, takas, yer gösterme ya da gerçek bedel ödeme gibi yöntemler uygulamalıdır. Kişilerin yakın çevrede iş sahibi oldukları düşünülerek, yapılacak yeni yapılar mümkün olduğunca tarihi kent merkezi ve yakın çevresinde olmalıdır. Kişilerin ulaşım giderlerini minimize edici, sosyal çevrelerinden koparmayacak bir yaklaşımla uygulama yapılmalıdır.
· Kamu, sosyal yapının geleneksel üretim ve satış faaliyetlerine öncülük edecek ve var olan el sanatlarını (bakırcılık, dericilik, dokumacılık vb) geliştirici bir şekilde yeniden oluşmasına gayret edilmeli, geleneksel Türk el sanatları yanı sıra çağdaş sanatçıların da bu doku içinde yer almasına öncülük edecek uygulamalar yapmalıdır.
· Konaklama faaliyetlerine (otel, motel, aile pansiyonculuğu) destek personel ile ticaret erbabının eski Bergama evlerine yerleşmeleri, koruma ve geliştirme ile ekonomik aktivitelerin bir arada olmasına yardımcı olacağı düşünülmektedir.

Bu yazıda, Bergama’nın kentsel sit alanlarındaki anıtsal ve çevresel nitelikte pek çok yapısının güncel koruma sorunlarından ve koruma amaçlı imar planının uzun süren yapım sürecinden bahsedilmemiş, tarihi kent bütünündeki genel ve öncelikli sorunlar üzerinde durulmuştur. Bergama Sunağı için büyük titizlik gösteren merkezi ve yerel yetkililerin yukarıda sıralanan sorunlara da ivedi olarak eğilecekleri ümidini taşımaktayız.








KAYNAKLAR

· AKMAN Proje Ltd., 1991., “Bergama Koruma Amaçlı İmar Planı”, Plan Raporu.
· ERİŞ, E., 1991, “Bergama Uygarlık Tarihi”, Bergama Belediyesi Kültür Yayınları, No : 2.
· KARAGÖZOĞLU, H.F., SÖNMEZ, İ., KARAGÖZOĞLU, T., 1989, “Taşınır-Taşınmaz Eski Eserler Hukuku”
· TOL, S., USLU, A., ODTÜ Mimarlık Fakültesi, Restorasyon Bölümü, 1979, “Bergama Tarihi Konut Dokusundan Örnek Bir Alan Çözümlemesi: Yamaçevler Yerleşmesi, Dede-Kadı Sokak”, Yayımlanmamış Teksir.
· TUNÇER, M., 1995, “Sürdürülebilir Kalkınma İçin Tarihsel Çevreyi Koruma Politikası : Ankara, Bergama ve Şanlıurfa Örnekleri”, Yayımlanmamış Doktora Tezi, A.Ü., SBF.
· TUNÇER, M., 1992, “Zeus’u Bırak, Bergama’ya Bak”, Konutbirlik dergisi, S:102-103.
· TUNÇER, M., 1993, “Bergama Tarihi Kent Dokusu Sosyal Yapısı ve Korumaya Yönelik Öneriler”, Konutbirlik Dergisi, S:107.



[1] Doç. Dr., Şehir Yük. Plancısı, Gazi üniversitesi, Şehir ve bölge Planlama Bölümü ve Ankara Üniversitesi, Kamu Yön. Ve Siyaset ABD Öğretim Görevlisi.